Ortopedik onkoloji, kemik ve yumuşak doku tümörleriyle ilgilenen tıp dalıdır. Tümör, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz büyümesiyle oluşan anormal kitle veya şişlik anlamına gelir. Bu tümörler iskelet sisteminin herhangi bir kemiğinde veya çevresindeki kas, yağ, bağ dokusu gibi yumuşak dokularda ortaya çıkabilir.
Çoğu kemik tümörü iyi huylu (Selim, benign), yani kanser olmayan türdedir; ancak bazıları ‘kötü huylu (Habis, malign)’ olabilir. İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür, yayılım (Metastaz) yapmaz ve yaşamı tehdit etmez. Kötü huylu tümörler ise hızlı büyüyebilir, çevre dokulara zarar verebilir ve vücudun uzak bölgelerine sıçrayarak (Metastaz ederek) yayılabilir. Kötü huylu tümörlere halk arasında kanser de denir ve bunlar ciddi bir tedavi gerektirir.
İyi huylu (Benign) tümörler: Bu tümörler kanser değildir. Bulundukları yerde sınırlı kalır, diğer organlara yayılmazlar ve genellikle hayatı tehdit etmezler. Örneğin, bir iyi huylu kemik tümörü sadece ilgili kemikte büyüyebilir ve çevre dokulara minimal zarar verir. Ancak büyüyen bir tümör, iyi huylu da olsa, bulunduğu bölgede ağrıya veya kemiğin zayıflamasına neden olabilir. Zayıflayan kemik de kırılarak cerrahi gerektirecek bir duruma dönüşebilir. İyi huylu tümörlerin tedavisi çoğu zaman daha basittir; bazıları sadece düzenli takip edilir veya cerrahi girişimle çıkarılır.
Borderline (Sınırda) tümörler: İyi huylu ve kötü huylu tümörler arasında yer alan, davranışları tam olarak öngörülemeyen tümörlerdir. Bu tümörler genellikle lokal agresif seyirli olup nadiren metastaz yapabilirler, bu nedenle yakın takip ve dikkatli bir tedavi planı gerektirir.
Kötü huylu (Malign) tümörler: Kötü huylu tümörler kanserdir ve daha agresif davranır. Bu tümörler kontrolsüz biçimde büyüyerek komşu dokuları istila edebilir ve kan vaya lenf yoluyla vücudun farlı bölgelerine yayılabilir (Buna metastaz denir). Kötü huylu tümörler yaşamı tehdit edebilir ve tedavi edilmezse büyüdükleri organın işlevini bozarak genel sağlık durumunu ciddi şekilde etkiler. Tedavileri genellikle zorlu ve kapsamlıdır. Ameliyatla tümörün çıkarılmasının yanı sıra ilaç tedavisi (Kemoterapi) veya ışın tedavisi (Radyoterapi) gibi ek tedaviler gerekebilir. Örneğin, kemik kanserlerinin tedavisi ortopedik onkolog, medikal onkolog ve radyasyon onkologunun bir arada olduğu bir ekip gerektirir ve amaç hem kanseri yenmek hem de ilgili uzvu korumaktır.
Önemli not: Bazı durumlarda diğer organlardaki kanserler de kemiğe sıçrayabilir. Buna ‘metastatik kemik tümörü’ denir ve bu da kötü huylu bir durumdur. Örneğin meme, prostat veya akciğer kanseri kemiklere metastaz yaparak kemikte tümöral lezyonlara yol açabilir. Ortopedik onkoloji, bu tür durumların tanı ve tedavisiyle de ilgilenir.
Dünya Sağlık Örgütü kemik ve yumuşak doku tümörlerini iyi huylu, sınırda ve kötü huylu olarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama sadece tümörleri temel başlıklarla ayırmakla kalmaz; her bir grubun altında çok sayıda alt tür yer alır. Bu kapsamlı sınıflamada 203 civarında iyi huylu, sınırda ve kötü huylu tümör çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlilik hem tanı sürecinde hem de tedavi yaklaşımında büyük dikkat ve uzmanlık gerektirir.
Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin pek çok farklı tipi vardır. En yaygın ortopedik tümör türlerinden bazıları:
Yukarıda bahsedilenlerin dışında osteokondrom, osteoid osteoma, hemanjiom, sinir kılıfı tümörü vb. daha pek çok iyi huylu tümör; liposarkom, fibrosarkom, sinovyal sarkom gibi çeşitli kötü huylu yumuşak doku tümörleri de bulunmaktadır. Ancak bunlar daha nadir görülür ve burada en sık karşılaşılan örneklere değinilmiştir.
Kemik ve yumuşak doku tümörlerinde, özellikle kötü huylu olanlarda erken teşhis hayat kurtarıcıdır. Tümör ne kadar erken tespit edilirse, tedavi de o kadar başarılı ve etkili olur. Erken evrede yakalanan kötü huylu bir tümör, çoğunlukla çevre doku ve organlara yayılmadan tamamen çıkarılabilir ve böylece hastanın hayatta kalma şansı belirgin şekilde artar. Örneğin; osteosarkom gibi agresif bir kemik tümörü erken teşhis edilip uygun tedaviye başlanırsa, tümörün diğer organlara sıçramadan kontrol altına alınması mümkün olabilir. Geç kalındığında ise tümörün büyümesi ve yayılması, tedaviyi güçleştirir; daha geniş ameliyatlar (Hatta bazen uzvun kesilmesi gerekebilir) ve ağır tedaviler zorunlu hale gelebilir. Unutulmamalıdır ki tanı ve tedavide yapılabilecek hatalar veya gecikmeler ciddi sorunlara, geri dönüşü olmayan uzuv kayıplarına yol açabilir.
Kendimiz için yapabileceğimiz en önemli şey, vücudumuzu iyi gözlemlemektir
Eğer kemiklerinizden birinde dinlenirken bile devam eden, geceleri artan inatçı bir ağrı varsa veya bir yerde fark edilir bir şişlik/kitle oluştuysa bunu ihmal etmeyin. Elbette her ağrı veya şişlik bir tümör anlamına gelmez; fakat özellikle 2-3 haftadan uzun süren, istirahat halinde dahi geçmeyen kemik ağrıları ya da büyüme gösteren anormal kitleler mutlaka bir doktora gösterilmelidir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanları, gerekirse ortopedik onkoloji alanında deneyimli ekipler, bu belirtilerin nedenini araştıracak gerekli muayene ve görüntüleme yöntemlerini uygulayacaktır.
Erken teşhis sayesinde kötü huylu bir tümör saptansa bile zamanında tedavi ile tam iyileşme sağlanabilir veya en azından uzuv koruyucu tedavilerle organ kaybı ve metastaz riski en aza indirilebilir.
Ortopedik onkoloji tedavisi multidisipliner (Birden çok uzmanlık alanını içeren) bir yaklaşım gerektirir. Bu uzmanlık alanları:
Bu ekip yaklaşımı, hastanın hem tümör tedavisinin başarılı olmasını hem de tedavi sonrası yaşam kalitesinin artmasını sağlar. Farklı uzmanlık alanındaki doktorlar tedavide görev alır; kanser ilaçlarını tıbbi onkologlar, ışın tedavisini radyasyon onkologları verir. Patologlar tümörün tanısını koymak için doku örneklerini inceler. Radyolog ve nükleer tıp doktorları ise biyopsi öncesi çekilen görüntüleri değerlendirir.
Hastanemizde bu birimlerin tamamı bulunmakta ve haftada bir kez düzenlenen onkoloji konseyinde tüm uzmanlarımız bir araya gelerek hastalara bütüncül bir yaklaşımla en uygun tedavi planını belirlemektedir.
Sonuç olarak; kemik ve yumuşak doku tümörleri nadir görülmekle birlikte önemli rahatsızlıklardır. İyi ve kötü huylu tümörlerin arasındaki farkları bilmek, belirtilerin farkında olmak ve doktora başvurmayı geciktirmemek çok önemlidir. Kötü huylu tümörlerde erken teşhis ve tedavi, yaşam süresini uzatırken yaşam kalitesini de artırır. Kendi sağlığınız için vücudunuzdaki sinyallere kulak verin ve gerekirse bir uzmana danışın. Unutmayın, erken teşhis hayat kurtarır!
Kemik ve yumuşak doku tümörleri, iyi huylu (Benign) borderline (Sınırda) ya da kötü huylu (Malign) olabilir. İyi huylu tümörler genellikle vücuda yayılmaz ve hayatı tehdit etmez, ancak bazen büyüyerek ağrı veya fonksiyon bozukluğuna yol açabilirler.
Borderline tümörler iyi huylu ve kötü huylu tümörler arasında yer alan, davranışları tam olarak öngörülemeyen tümörlerdir. Bu tümörler genellikle lokal agresif seyirli olup nadiren metastaz yapabilirler, bu nedenle yakın takip ve dikkatli bir tedavi planı gerektirir. Kötü huylu tümörler ise kanser özelliği taşır, çevre dokulara zarar verebilir ve diğer bölgelere yayılabilir.
Kemik tümörleri, kemiğin içinde veya üzerinde oluşan anormal kitlelerdir. İyi huylu kemik tümörleri genellikle yavaş büyür ve başka bölgelere yayılmaz; ancak büyüklükleri ve konumlarına bağlı olarak ağrıya veya kemiğin zayıflamasına neden olabilirler. Kötü huylu kemik tümörleri ise “kemik kanseri” olarak da bilinir ve agresif tedavi gerektirir. Tedavi planı tümörün tipine (İyi huylu/kötü huylu) ve hastanın durumuna göre belirlenir.
a) Osteokondrom:Bu, kemik yüzeyinde çıkan kıkırdaklı iyi huylu bir kemik çıkıntısıdır. Genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde gelişir.
Tedavi: Çoğu osteokondrom için özel bir tedavi gerekmez; belirti vermiyorsa doktorlar sadece düzenli kontrollerle takip etmeyi önerir. Eğer tümör büyüyerek ağrıya, sinir veya damar basısına ya da hareket kısıtlılığına yol açarsa cerrahi müdahale ile çıkartılması tavsiye edilir. Ameliyatla tümörün bulunduğu bölgeden çıkarılması genellikle basit bir işlemdir ve sorun tamamen ortadan kalkar.
b) Osteoid Osteoma:Özellikle genç yaşlarda görülen, küçük boyutlu iyi huylu bir kemik tümörüdür. Sıklıkla gece artan karakteristik bir ağrı yapar.
Tedavi: Bu tümörler bazen kendi kendine küçülüp kaybolabilir, bu nedenle hemen ameliyat gerekmeyebilir. Öncelikle ağrı yönetimi önemlidir. Non-steroidal antienflamatuvar ilaçlar (NSAID’ler, örneğin ibuprofen vb.) ile ağrı kontrol altına alınabilir ve tümör zamanla küçülebilir. Eğer ağrı ilaçlarla kontrol edilemeyecek kadar şiddetliyse veya tümör yıllarca geçmezse, cerrahi tedavi düşünülür. Ameliyat sırasında tümör kazınarak çıkarılabilir (Küretaj) veya özel bir minimal invaziv yöntem olan radyofrekans ablasyonu uygulanabilir. Radyofrekans ablasyonunda bir iğne tümörlü alana yönlendirilip yüksek frekanslı akımla tümör ısıtılarak yok edilir. Bu yöntemle genellikle tek seansta osteoid osteoma tamamen tedavi edilebilir.
a) Osteosarkom:En sık görülen primer kemik kanserlerinden biridir; genellikle ergenlik çağında, hızlı büyüme döneminde ortaya çıkar. Osteosarkom, çoğunlukla bacakların uzun kemiklerinde (Örneğin; diz çevresinde) gelişir.
Tedavi: Osteosarkomda kemoterapi (İlaç tedavisi) ve cerrahi birlikte uygulanır. Önce tümörün küçülmesi ve yayılma riskinin azalması için birkaç kür kemoterapi verilebilir. Daha sonra cerrahiyle tümör, etrafındaki bir miktar sağlıklı kemik dokusuyla birlikte geniş sınırlarla çıkarılır. Eskiden bu tür ameliyatlar sıklıkla uzuv kaybına (Ampütasyona) yol açarken, günümüzde çoğu vakada uzuv koruyucu cerrahi yapılır. Yani, tümörlü kemik bölümü çıkarıldıktan sonra yerine metal protezler veya kemik greftleri konarak kol veya bacak çoğunlukla korunur. Ameliyat sonrası kalan mikroskobik kanser hücrelerini yok etmek ve nüks riskini azaltmak için tekrar kemoterapi (Ameliyat sonrası destekleyici tedavi) verilir. Bu çok yönlü tedavi yaklaşımı, osteosarkomun tedavisinde başarı şansını artırmaktadır.
b) Ewing Sarkomu:Genellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde görülen, kemikte (ve bazen yumuşak dokuda) oluşan kötü huylu bir tümördür. Ewing sarkomu çoğunlukla uzun kemiklerde (Örneğin; uyluk, kaval kemiği) veya leğen kemiğinde ortaya çıkar.
Tedavi: Osteosarkoma benzer şekilde kemoterapi ve cerrahi tedavi Ewing sarkomunda da temel yaklaşımdır. Bu tümör, kemoterapiye oldukça duyarlıdır. Tedaviye genellikle birkaç kür kemoterapi ile başlanır; amaç tümörü küçültmek ve olası yayılımı kontrol altına almaktır. Ardından uygun olan durumlarda tümör cerrahi operasyonla çıkarılır. Cerrahi sırasında tümörün tamamı ve etrafındaki sağlıklı dokudan bir pay (Temiz cerrahi sınır elde etmek için) çıkartılır.
Ewing sarkomunun tedavisinde radyoterapi (Işın tedavisi) de önemli bir yere sahiptir. Eğer tümör ameliyatla tam olarak çıkarılamayacak bir konumdaysa veya cerrahi sonrası bölgede mikroskobik tümör kalma riski varsa, radyoterapi uygulanabilir. Cerrahi ve radyoterapi, Ewing sarkomunun bulunduğu yere göre birlikte verilebilir; amaç uzvu korurken tümörü yok etmektir. Kemoterapi, cerrahi/radyoterapi öncesi ve sonrasında toplam yaklaşık 6-12 ay sürecek şekilde devam eder. Bu kombine tedavi yaklaşımı sayesinde Ewing sarkomu olan hastalarda uzun süreli sağkalım şansı önemli ölçüde artmıştır.
c) Kondrosarkom:Kıkırdak hücrelerinden kaynaklanan bir kemik kanseridir. Daha çok yetişkin yaş grubunda (40’lı yaşlar ve sonrası) ortaya çıkar ve sıklıkla kalça, pelvis (Leğen kemiği) veya omuz çevresinde gelişir.
Tedavi: Kondrosarkom diğer kemik tümörlerinden farklı olarak kemoterapi ve radyoterapiye fazla yanıt vermez. Bu nedenle cerrahi, kondrosarkom tedavisinin ana yöntemidir; çoğu kondrosarkom olgusunda tümörün ameliyatla çıkarılması dışında bir tedavi pek kullanılmaz. Cerrahide tümör ve çevresindeki sağlam dokunun genişçe bir bölümü çıkarılarak temiz sınırlar elde edilmeye çalışılır. Tümör tamamen alındığında, ek bir ilaç veya ışın tedavisi genellikle gerekmez. Cerrahi sonrasında düzenli kontrollerle nüks olup olmadığı takip edilir.
Yumuşak doku tümörleri, kas, yağ, sinir, fibroz doku (Bağ dokusu) gibi kemik dışındaki destek dokularında oluşan kitlelerdir. Bunlar da iyi huylu veya kötü huylu olabilir. İyi huylu yumuşak doku tümörleri vücudun herhangi bir yerinde cilt altında hissedilen, genellikle yavaş büyüyen kitlelerdir ve çoğunlukla zararsızdırlar. Kötü huylu yumuşak doku tümörleri (Yumuşak doku sarkomları) ise çok nadir görülür ancak ciddi tedavi gerektirir, çünkü çevre dokuya yayılabilir veya kan yoluyla metastaz yapabilirler.
a) Lipom (Yağ Bezesi):Vücuttaki yağ hücrelerinden köken alan, cilt altında yumuşak kıvamlı bir şişlik şeklinde ortaya çıkan en yaygın iyi huylu tümördür. Genellikle küçük, hareketli ve ağrısızdır.
Tedavi: Lipomlar genellikle zararsız olduğu için çoğunlukla tedavi gerektirmezler. Doktorlar, lipomu genellikle “izle ve gör” yaklaşımıyla takip eder; eğer büyümez veya rahatsızlık vermezse bırakılır. Ancak lipom çok büyürse, ağrı yaparsa veya kozmetik olarak rahatsız edici olursa, basit bir cerrahi işlemle lokal anestezi altında çıkarılabilir. Lipom alınırken çevre dokulara zarar vermeden sadece tümörlü yağ kitlesi çıkarılır ve genellikle aynı gün evinize dönebilirsiniz. Lipom çıkarıldıktan sonra genellikle tekrarlamaz.
b) Fibrom:Bağ dokusu (Fibroz doku) kaynaklı iyi huylu tümörlere verilen genel isimdir. Vücudun çeşitli bölgelerinde (Örneğin; ciltte, ağızda veya başka organlarda) fibromlar gelişebilir. Çoğu fibrom küçük ve belirti vermeyen, zararsız kitlelerdir.
Tedavi: Fibromların büyük kısmı için tedavi gerekmez; eğer herhangi bir şikâyete yol açmıyorsa sadece gözlem yeterlidir. Bazı fibromlar estetik olarak rahatsız edici bir noktada olabilir veya nadiren ağrı/irritasyona neden olabilir; bu durumlarda doktorlar basit bir cerrahi müdahaleyle fibromu almayı önerebilir. Fibromların cerrahi çıkarılması genelde kolaydır ve lokal anestezi ile yapılabilir. Alındıktan sonra genellikle nüksetmezler.
Kötü huylu yumuşak doku tümörlerine genel olarak ‘yumuşak doku sarkomları’ denir. Bu tümörler farklı dokulardan kaynaklanabilir (Yağ, kas, sinir kılıfı, sinovyum vb.) ve alt tipine göre değişik isimler alırlar. Tedavide temel prensip, mümkün olduğunca tüm tümör hücrelerinin vücuttan uzaklaştırılması ve yeniden oluşumunun engellenmesidir. Ana tedavi genellikle cerrahidir, ancak tümörün tipine ve yayılım durumuna göre ışın tedavisi ve ilaç tedavisi de planlanabilir.
a) Liposarkom:Yağ dokusunun kötü huylu tümörüdür. Genellikle orta yaş ve üzerinde, derin yerleşimli yumuşak dokularda (Örneğin; uyluk, kalça bölgesi derinlerinde) ortaya çıkar.
Tedavi: Cerrahi, liposarkom tedavisinin temelidir; cerrahın amacı tüm tümörü ve etrafındaki bir miktar sağlam dokuyu birlikte çıkararak geride kanser hücresi bırakmamaktır. Liposarkomlar büyüdükçe çevre dokulara sızabileceğinden, geniş ve temiz cerrahi sınırlar elde etmek önemlidir. Ameliyat sonrasında, özellikle yüksek dereceli (Agresif) veya tam çıkarılamamış liposarkomlarda, **radyoterapi (Işın tedavisi)**uygulanabilir. Radyoterapi, ameliyat sonrası bölgede kalmış olabilecek kanser hücrelerini öldürmeye yardımcı olur ve tümörün yeniden ortaya çıkma riskini azaltır. Bazı durumlarda (Örneğin; tümör çok büyükse veya başka yerlere yayılmışsa) kemoterapi (ilaç tedavisi) de tedaviye eklenir. Kemoterapi, vücuttaki dolaşan kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlar. Liposarkomlarda kemoterapinin etkinliği tümörün alt tipine bağlıdır; doktorunuz, tümörün tipine göre kemoterapinin gerekip gerekmediğini değerlendirir.
b) Sinovyal Sarkom:Genellikle eklem çevresindeki yumuşak dokulardan (Sinovyum adı verilen eklem zarı veya yakınındaki dokular) kaynaklanan malign bir tümördür. Daha çok genç erişkinlerde görülür (20’li-30’lu yaşlar).
Tedavi: Cerrahi müdahale, sinovyal sarkomda standart tedavidir; amaç, tümörü çevresindeki sağlıklı doku sınırıyla birlikte tamamen çıkarmaktır. Bazen tümörün konumu ve yayılımına bağlı olarak, bir kas grubunun tamamının çıkarılması gerekebilir ki bu, kanserin tamamen temizlenmesi için yapılabilir. Cerrahiden önce tümörü küçültmek veya sonrasında kalabilecek hücreleri yok etmek için diğer tedaviler kullanılır. Özellikle tümör büyükse veya agresifse, cerrahiye ek olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir.
Kemoterapi, vücuttaki kanser hücrelerini sistemik olarak yok etmeye yönelik ilaç tedavisidir ve sinovyal sarkomda bazı vakalarda kullanılmaktadır (Özellikle tümör yayılım göstermişse).
Radyoterapi ise tümör bölgesine yönelik ışın tedavisidir; eğer cerrahinin yetersiz kalabileceği düşünülürse veya ameliyat sonrası mikroskobik kalıntılar riski varsa, ışın tedavisiyle bölgesel kontrol sağlanmaya çalışılır. Sinovyal sarkom tedavisi, tümör boyutu, yeri ve metastaz durumuna göre multidisipliner bir ekip tarafından planlanır ve kişiye özel hale getirilir.
c) Rabdomiyosarkom:Çizgili kas dokusundan kaynaklanan kötü huylu bir tümördür. Özellikle çocuklarda en sık görülen yumuşak doku sarkomudur. Vücudun çeşitli yerlerindeki iskelet kaslarında ortaya çıkabilir (Baş-boyun bölgesi, kollar-bacaklar veya genital/ürolojik bölgelerde sıkça görülür).
Tedavi: Rabdomiyosarkom tedavisi, çok yönlü (Multimodal) bir tedavi stratejisi gerektirir. Hemen her vakada cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonu kullanılmaktadır. Çoğunlukla ilk adım, mümkünse tümörün cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Ameliyatla tümör çıkarıldıktan sonra dahi, rabdomiyosarkom olgularında vücutta mikroskobik kanser hücreleri kalmış olabileceğinden kemoterapi uygulanır. Rabdomiyosarkom, kemoterapiye duyarlı bir tümördür ve çocukluk çağı rabdomiyosarkomlarında tüm hastalar sistemik kemoterapi alır denilebilir.
Kemoterapi, dolaşımdaki kanser hücrelerini öldürerek hastalığın vücudun başka yerlerine yayılmasını engellemeye çalışır. Tümörün konumuna ve cerrahi sonrası duruma göre radyoterapi de tedaviye eklenir; özellikle tümörün tam çıkarılamadığı veya kritik bölgelerde (Örneğin göz çevresi, baş-boyun) olduğu durumlarda ışın tedavisi ile kalan kanser hücreleri yok edilmeye çalışılır. Bu şekilde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyi içeren kapsamlı tedavi protokolleri ile rabdomiyosarkomlu çocuklarda uzun dönem sağkalım oranları önemli ölçüde artmıştır. Tedavi sonrasında hastalar düzenli kontrollerle izlenir, çünkü rabdomiyosarkom yıllar sonra bile tekrarlayabildiği için yakın takip önemlidir.
Kemik metastazı, vücudun başka bir yerinde (Örneğin meme, prostat, akciğer vb. organlarda) başlayan bir kanserin kemiğe sıçraması/yayılması durumudur. Yani kemikteki tümör, o kemiğin kendi hücrelerinden değil, başka bir kanserin hücrelerinden oluşur.
Kemik metastazları en sık omurga, kalça (Uyluk kemiği) veya kol kemikleri gibi iyi kanlanan kemiklerde görülür. Metastatik kemik hastalığı genellikle birden fazla kemikte olabilir ve ne yazık ki tamamen kür (İyileşme) sağlamak çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle tedavinin amacı hastanın yaşam kalitesini artırmak, ağrısını gidermek ve kemiklerin güçlendirilerek kırıkların önlenmesidir.
Kemik metastazlarının tedavisinde birden çok disiplin iş birliği yapar: Medikal onkolog, ortopedik cerrah ve radyasyon onkoloğu genellikle birlikte plan yaparlar. Tedavi yöntemleri hastanın genel durumuna, metastazın yaygınlığına ve kemikte yarattığı tahribata göre belirlenir.
En sık uygulanan yaklaşımlar şunlardır:
a) Radyoterapi (Işın Tedavisi):Kemik metastazlı bölgelerde ışın tedavisi, ağrının azaltılmasında ve tümörün büyümesinin kontrol altına alınmasında çok etkili bir yöntemdir. Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlarla kanser hücrelerini öldürerek çalışır. Bu sayede metastatik tümör küçülür veya aktivitesi azalır; hastaların ağrıları önemli oranda hafifler. Ayrıca radyoterapi, tümörün bulunduğu kemikte daha fazla harabiyet yapmasını engelleyerek kemik kırığı riskini azaltabilir. Radyoterapinin etkisi genellikle tedavi başladıktan sonraki birkaç hafta içinde görülmeye başlanır ve hastaların yarısından fazlasında tam, büyük kısmında da kısmi ağrı kontrolü sağlanır. Işın tedavisi tek başına kür sağlayamasa da metastazlı bölgede palyatif (Destekleyici) bir çözüm sunarak hastanın günlük hayatını kolaylaştırır.
b) Cerrahi Tedavi (Ortopedik Operasyonlar):Eğer kemik metastazı, ilgili kemikte yapısal zayıflamaya veya kırığa yol açmışsa (ya da kırık riski çok yüksekse), ortopedik cerrahi devreye girer.
Amaç: Kırık oluşmadan önce kemiği güçlendirmek veya oluşmuş kırığı tamir etmektir. Bu kapsamda, metastazın bulunduğu kemik bölgesi genellikle cerrahi olarak temizlenir (Tümörlü dokular mümkün olduğunca çıkarılır) ve ardından kemik özel dâhili tespit (fiksasyon) cihazları ile desteklenir. Örneğin, uzun kemiklerde metal plaklar ve vidalar veya çivi (İntramedüller rod) kullanılabilir; omurga gibi bölgelerde vidalama veya kafes sistemleri ile stabilizasyon sağlanabilir. Cerrah, zayıflamış veya boşluk oluşmuş kemik kısmını onardıktan sonra, gerekirse ortaya çıkan boşluğa ‘kemik çimentosu’ denilen özel bir dolgu maddesi enjekte eder. Bu kemik çimentosu (Polimetilmetakrilat), sertleşerek kemiğe ek güç verir ve tedavi edilen bölgenin ağırlık taşıma kapasitesini artırır. Böylece hasta, ilgili uzvunu daha güvenli kullanabilir ve ağrısı azalır.
Yapılan çalışmalar, kırık oluşmadan önce koruyucu cerrahi uygulanan metastatik kemik hastalarında, kırık olduktan sonra ameliyat edilenlere kıyasla daha iyi sonuçlar alındığını göstermektedir (Daha kısa hastane kalış süresi, hızlı mobilizasyon ve daha az komplikasyon gibi). Cerrahi kararları, her hasta için bireysel olarak verilir; tümörün boyutu, kemiğin durumu ve hastanın genel sağlık hali göz önünde bulundurulur.
c) İlaçla Tedavi ve Destekleyici Yöntemler:Kemik metastazlarında sistemik kanser tedavileri (Kemoterapi, hormon tedavisi, immünoterapi vb.) ana kanser türüne bağlı olarak medikal onkologlar tarafından uygulanır. Ortopedik açıdan ise, hastanın ağrısını kontrol altına almak için güçlü ağrı kesiciler (Analjezikler) verilebilir. Bunun yanında, kemik güçlendirici ilaçlar önemli bir yer tutar. Özellikle bifosfonat grubu ilaçlar ve yeni nesil ajanlardan denosumab, tümörün kemikte yol açtığı kemik yıkımını yavaşlatır. Bu ilaçlar, osteoklast adı verilen kemik yıkan hücrelerin aktivitesini engelleyerek kemik kaybını azaltırlar.
Sonuç olarak kemikler daha sağlam kalır, kırık riski ve ağrı azalır. Ayrıca bifosfonatlar, kemik metastazlarının bulunduğu hastalarda kandaki kalsiyum seviyelerinin tehlikeli yükselmesini de engelleyebilir ve böylece hastanın genel durumuna olumlu katkı sağlar. Bu tedaviler genellikle onkologlarca düzenlenir ancak ortopedi ekipleri de hastanın kemik sağlığını korumak adına bu ajanların kullanımını planlanan tedaviye dahil eder.
Özetle: Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisi, tümörün türüne (İyi huylu/borderline/kötü huylu), köken aldığı dokuya ve hastalığın yaygınlığına göre değişir.
İyi huylu tümörlerde genellikle düzenli takip ve gerektiğinde cerrahi çıkarma yeterliyken, kötü huylu tümörlerde cerrahiye ek olarak kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemler de hayat kurtarıcı olabilmektedir.
Kemik metastazlarında ise amaç hastayı rahatlatmak ve kemiği korumaktır; bunun için ışın tedavisi, ortopedik cerrahi ile destekleme ve kemik güçlendirici ilaçlar bir arada kullanılır. Her durumda, bu hastalıkların tedavisi mutlaka deneyimli bir sağlık ekibi tarafından planlanmalı ve yönetilmelidir. Erken tanı ve uygun tedavi ile birçok kemik ve yumuşak doku tümöründe başarılı sonuçlar almak mümkün olabilmektedir.
SANKO Üniversitesi Hastanemiz, deneyimli kadrosu ve teknolojik altyapı imkânlarıyla ortopedik onkoloji alanında birçok tedavi gerçekleştirmektedir.
Güncelleme Tarihi:2025-05-20 08:30:04
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.
GAZİANTEP ÖZEL SAĞLIK HASTANESİ A.Ş.
(SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ)
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI VE İŞLENMESİ KAPSAMINDA AYDINLATMA METNİ
Kişisel Verilerin İşlenmesi/Korunması Hakkında Bilgilendirme
Gaziantep Özel Sağlık Hastanesi A.Ş. (SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi) olarak, her türlü kişisel verilerinizin güvenliği, mahremiyeti ve korunmasına önem vermekteyiz. Bu bilinçle, sizlere ait her türlü kişisel verinin en iyi şekilde ve özenle işlenerek muhafaza edilmesine büyük hassasiyet göstermekteyiz. Bu sorumluluğumuzun bilinci ile Türk Ceza Kanunu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Sağlanması Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer mevzuatlar çerçevesinde tüzel Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verilerinizi aşağıda belirtilen şekilde işlemekteyiz.
Kişisel Verilerin Toplanması Amaçları
Hasta ve yakınlarına daha yüksek kalitede hizmet sunabilmek amacı ile kişisel verilerinizi, verilen hizmetin niteliğine bağlı olarak Çağrı Merkezi, internet, mobil uygulamalar, fiziksel mekânlar ve benzeri kanallardan sözlü, yazılı, görsel, ya da elektronik olarak elde etmekteyiz. Bu çerçevede tüm tıbbî teşhis, muayene, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli olan ve bu amaçla elde edilen kişisel sağlık verisi başta olmak üzere, başlıca genel ve özel nitelikli kişisel veriler aşağıda sıralanmıştır;
Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları
Yukarıda sayılmış olan kişisel verileriniz ile özel nitelikli kişisel verileriniz aşağıdaki amaçlar ile işlenmektedir.
Yukarıda sayılan Kişisel ve Özel Nitelikli Verileriniz Özel Sani Konukoğlu Hastanesi ve dış hizmet sağlayıcıların bünyesinde fiziki ve elektronik arşivlerde titizlikle mevzuat hükümlerine uygun olarak muhafaza edilecektir.
Kişisel Verilerin Aktarılması
Kişisel verileriniz, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Sağlık Uygulama Tebliği, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Kişisel Sağlık Verilerinin İşlenmesi ve Mahremiyetinin Korunması Yönetmeliği…vb. Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve konuya ilişkin diğer merkezi idarelerin düzenlemeleri ve sair mevzuat hükümleri çerçevesinde ve yukarıda açıklanan amaçlarla;
Kişisel Veri Toplamanın Yöntemi ve Hukuki Nedenleri
Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda belirtilen amaçlar ve Özel Sani Konukoğlu Hastanesi faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda hastanemizin akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki nedenleri;
(Kanun’un 6. maddesi 3. Fıkrası “Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.”
Kişisel Verilerinizin Korunmasına Yönelik Haklarınız
6698 Sayılı KVKK 11. Maddesi hükmü gereğince kişisel veri sahibi hastanemize müracaatta bulunarak kişisel verileri ile ilgili aşağıdaki haklardan faydalanabilir;
Kişisel Veri Güvenliği ve Bilgi Talep Hakkı
Kişisel verilerinizin güvenliği teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere karşı uygun bir şekilde bilgi talepleriniz karşılanmaktadır.
6698 KVKK kapsamındaki taleplerinizi, “www.sankohastanesi.com.tr” web adresindeki “KİŞİSEL VERİLERE ERİŞİM BİLGİ TALEP FORMU” nu doldurarak;
BİLGİ TALEP FORMU İÇİN TIKLAYINIZ