• ÇOCUK HASTALIKLARI /

Aşı ve aşının yararları

Aşılama hastalık sonucunda oluşabilecek maddi ve manevi tüm kayıpları önleyecek, büyük tasarruf sağlayan tek sağlık yatırımıdır. Her gün yeni ve ilerleme kaydedilmiş aşılar geliştirilmekte ve kullanıma sunulmakta, bu aşıların iyi ve etkin kullanılmaları için uğraşılmaktadır.
 
Aşıların enfeksiyon hastalıkları ile savaşta ve onların ortadan kaldırılmasında en önemli silah olduğunu belirten SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Demirçubuk, “Antibiyotikler de dahil hiçbir şey enfeksiyon hastalıklarına yakalanma ve bu hastalıklara bağlı ölümleri aşılar kadar azaltamaz. Aşılar sadece çocukları korumuyor, hastalığın kişilerarası yayılımını önleyerek tüm toplumu koruyor” dedi.
 
Günümüzde tüm dünyada yürütülen aşılama programları sayesinde yaklaşık üç milyon çocuğun hayatının kurtulduğunu ve binlerce çocuğun sakat kalmasının önlendiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, “Bugün ülkemizde uzun uğraşılar sonrası çocuk felcine karşı bir zafer kazanılmıştır. Ülkemizde çocuk felci görülmemektedir. Tüm dünyada çocuk felci silinene kadar bu uğraş devam edecektir” diye konuştu.

BU KADAR ÖNEMLE ÜZERİNDE DURULAN AŞI NEDİR?

Vücudumuzun enfeksiyonların nedeni olan mikroplarla (antijen) karşılaştığı zaman koruyucu sistemin hemen harekete geçtiğini ve bu mikroplara karşı vücudu koruyan maddeler (antikor) ürettiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, şöyle devam etti:
 
“Aşılar virüs, bakteri gibi mikropların hastalık yapma özelliklerinden arındırılarak veya bazı mikropların salgıladığı zehirlerin etkilerini ortadan kaldırarak ya da bunların birtakım bölümlerini (genellikle antijenlerini) kullanarak sağlam kişilere verilmesi için geliştirilmiş biyolojik maddelerdir. Aşılar sadece koruyucudur, tedavi edici etkileri yoktur. Yani hastalık oluştuktan sonra hasta kişiye aşı yapmanın bir yararı olmamaktadır.
 
Aşılar hastalık yapmaz fakat aşı verildikten sonra vücut hastalıkla karşılaşmış gibi davranır. Mikropları öldürmekle görevli hücreler, koruyucu antikor salgılayan hücreler aşı yolu ile verilen hastalık etkenini tanıyor ve onu yok etmek için tüm vücut koruyucu sistemini harekete geçiriyor. Bu etkeni yok ederken onun tüm özelliklerini hafızaya alıyor. Vücut daha sonra gerçek hastalık etkeni ile karşılaşınca hemen hatırlayarak hastalık oluşumuna fırsat vermeden onu yok ediyor. Kısacası aşı ile hastalık oluşmadan antikor üretimi sağlanır vücudu kendini korumaya hazır hale getirilir.”
 
Aşının kişileri hastalıktan ve onun kötü sonuçlarından koruyabilmesi için sağlam ve risk altındaki kişilere uygulanması gerektiğine dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, “Bilinmelidir ki hiçbir aşı temsil ettiği mikroorganizmanın kendisi kadar etkili bir cevap oluşturamaz. Bu nedenle kalıcı veya uzun süreli bir direnç oluşumu için aşıların uygun yaş, doz ve belirli aralıklarla tekrarı gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
 
Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, çocukların hastalıklara yakalanma riskinin en yüksek olduğu dönemden önce aşılanmış olması gerektiğine vurgu yaparak, “Ana hedef ülke çapında bir yaşın altındaki çocukların en az yüzde 90’ının aşılanması ve her anne –babanın çocuklarını hangi hastalıklara karşı kaç kez ne zaman aşılanması gerektiğini bilmeleri olmalıdır” diyerek, hedefi ortaya koydu. 

HANGİ AYDA HANGİ AŞILAR YAPILMALI?

Hepatit B Aşısı:

Hepatit B virüsüne karşı koruyuculuk sağlıyor. Hepatit B virüsü karaciğer iltihabı anlamına gelen “hepatit” hastalığına neden olabiliyor. Virüs akut hepatite yol açtığı gibi kronikleşerek kronik hepatit ve karaciğer kanserine yol açabiliyor. Aşı, doğumdan hemen sonra, 1‘inci ve 6’ıncı aylarda olmak üzere üç kez yapılıyor.

BCG (Verem-Tüberküloz Aşısı) :

Verem en bilinen şekliyle akciğerleri tutuyor. Bunun yanı sıra menenjit, kemik iltihabı, idrar yolları ve böbrek iltihabı gibi hastalıklara da neden olabiliyor. Aşı, 2’inci ayda yapılıyor.

Boğmaca, Difteri, Tetanoz Aşısı:

Boğmaca özellikle küçük çocuklarda ağır ve inatçı öksürük nöbetleriyle seyreden tehlikeli bir hastalık. Öksürük nöbetleri öyle şiddetli oluyor ki bazen bebek nefes almakta büyük güçlük çekebiliyor. Doğumdan sonraki ilk iki ay içinde bebekler henüz aşılanmadıkları için anne, baba ve bakıcı gibi bebekle yakın temasta olan kişilerin koruma amaçlı olarak doğum öncesinde aşılanmaları öneriliyor.
 
Tetanoz iskelet kaslarında ciddi kasılmalarla kendini gösteren ve ölümcül olabilen bir hastalık. Yenidoğan tetanozundan korumak için birincil aşılaması eksik olan her hamileye son doz en geç doğumdan iki hafta önce olacak şekilde bir ay arayla iki doz yapılıyor. Difteri (Kuşpalazı) üst solunum yollarında tıkanıklığa kadar gidebilen bir hastalık. Kalp tutulumu ile ölümcül olabilen kalp yetmezliği ve sinir tutulumu ile de felce yol açabiliyor. Boğmaca, difteri ve tetanoz aşıları, karma aşı içinde 2, 4, 6, 18’inci aylar ve 4-6 yaş arasında yapılıyor.

Çocuk Felci Aşısı:

Aşının iki çeşidi var. İnaktif (ölü virüsten olan) aşı karma aşının içinde 2, 4, 6 ve 18’inci aylar ve 4-6 yaş arasında, canlı (zayıflatılmış virüsten yapılan) aşı ise 6 ve 18’inci aylarda ağızdan yapılıyor. Çocuk felci günümüzde başarılı aşı kampanyaları ile dünyadan silinme noktasına gelmiş durumda.

Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak Aşısı:

Ateş ve tüm vücutta yoğun döküntülerle kendini gösteren kızamık, hastalık sırasında orta kulak iltihabı, zatürre ve akut beyin iltihabına neden olabildiği gibi, hastalık sonrasında da Gullian Barre Sendromu ve Subakut Sklerozan Panensefalit hastalığına yol açabiliyor. Kızamıkçıkda ateş lenf bezlerinin büyümesi ve vücutta ince döküntülerle karakterize bir hastalık.
 
Çocukta ciddi enfeksiyona neden olmasa da hamile kadına bulaşması sonucunda düşük ve ölü doğuma yol açabiliyor. Ayrıca bebekte beyin, kalp ile göz dahil tüm vücudu tutabilen bir hastalık tablosu oluşturabiliyor. Kabakulak ise tükürük bezlerini tutan ve yanaklarda şişlik ve ateşle kendini gösteren bir hastalık. Hastalık sırasında görülebilen beyin ve zarlarının iltihabı, testis iltihabı ve kadında yumurtalıkların iltihabı yol açtığı önemli soruları oluşturuyor. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşısı 9 ve 12’inci aylar ile 4-6 yaş arasında karma aşı olarak yapılıyor.

Pnömokok Aşısı:

Pnömokok bakterisi zatürrenin yanı sıra orta kulak iltihabı, menenjit ile kemik iltihabı gibi hastalıklara da neden olabiliyor. Aşı, 2, 4, 6 ve 12’inci aylarda yapılıyor.

Su Çiçeği (Varisella) Aşısı:

Suçiçeği vücutta ateş, sulu ve kaşıntılı döküntü ile karakterize bir hastalık. Yenidoğan bebekler ve erişkinlerde ağır hastalık tablosu oluşturabiliyor. Örneğin beyincik ve beyin iltihabı ciddi problemler oluşturabiliyor. Nadiren de Gullian Barre Sendromu yapabiliyor. Aşı, 12 ay ve 4-6 yaş arasında uygulanıyor.

Hepatit A Aşısı:

Hepatit A virüsü sarılık, bulantı, kusma, halsizlik gibi bulguları olan akut hepatit tablosuna sebep oluyor. Nadiren de olsa karaciğer yetmezliğine yol açabiliyor. Aşı, 18 ve 24’üncü aylarda yapılıyor.
Rotavirüs Aşısı: Rotavirüs çocuklarda en sık görülen ishale sebep oluyor. Özellikle bir yaşından küçük bebeklerde kusma, ishal, ateş ve iştahsızlıkla seyreden, süresi bir hafta 10 günü bulabilen ağır bir hastalık tablosu yaptığı için önemli. Rota virüsü için iki aşı mevcut. Bu aşılar 6 aydan önce 2 ay arayla yapılıyor. Bunlardan biri iki doz diğeri üç doz uygulanıyor.

Meningokok Aşısı:

Meningokok bakterisi ağır bir hastalık tablosu olan meningokoksemi denilen hastalığa sebep olabiliyor. Aşının 9-12 aylarda iki doz veya 12’inci aydan itibaren tek doz yapılabilen iki çeşidi mevcut.

İnfluenza Virüs (Grip Aşısı):

Ateş kas ağrıları öksürük boğaz ağrısı yapan ve bazen zatürreye sebep olan bir tablo oluşturuyor. Her yıl Ekim ayı sonu ile Kasım aylarında yapılması öneriliyor.

Human Papilloma Virüs (HPV) Aşısı:

HPV genital bölgede siğiller ve kadınlarda rahim ağzı kanserine sebep olabilen bir virüs. 9 yaşından itibaren üç doz yapılıyor.

NE ZAMAN AŞI YAPILMAZ?

Aşıların ciddi bir neden olmadan geciktirilmesinin doğru olmadığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, “Aşı dozlarının gereksiz geciktirildiği çocuklar, önlenebilir bulaşıcı hastalıklar açısından risk altındadır. Hafif seyreden ateşli veya ateşsiz hastalıklar, antibiotik kullanmak veya hastalığın iyileşme döneminde olmak aşılanmaya engel değildir. Ancak orta-ağır derecede hastalık halinde veya aşının içeriğine karşı ciddi alerjik reaksiyon gelişmişse aşı yapılmaz” uyarısında bulundu.
 
“Anaflaktik ağırlıkta olmayan basit alerjiler aşılanmaya engel değildir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Demirçubuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunun dışında canlı aşıların bağışıklık sisteminin bozulduğu durumlarda yapılması sakıncalıdır. Değişik aşılar bir arada ve aynı gün uygulanabilir. Birden fazla aşının aynı gün uygulanması istenmeyen etki olasılığını arttırmaz, bebeğe ‘ağır’ gelmez.
 
Bu uygulama güvenli ve etkindir. Bağışıklık sistemini zayıflatmaz, tersine kuvvetlendirir. Ne mutlu ki geçmişte çok yıkıcı sonuçları olan birçok bulaşıcı hastalık artık ülkemizde çok nadir görülmekte veya hiç görülmemektedir. Fakat dünyanın birçok yerinde bulaşıcı hastalıklara bağlı salgınların halen devam ettiği unutulmamalıdır. Bu nedenle çocuklarımızı aşılamaya ve onları korumaya devam etmeliyiz.”
 

SANKO Üniversitesi Hastanesi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2022-06-30 17:20:05