• KALP HASTALIKLARI /

Kalp Damar Hastalıkları

Her yıl milyonlarca kişi kalp-damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Sigara, şişmanlık, hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabet ve stres vb. kalbi tehdit eden risk faktörlerini azaltıp, diyet, egzersiz ve ilaç tedavisiyle kalp hastalıkları nedeniyle oluşan ölümleri azaltmak mümkün.

Ülkemizde ve tüm dünyada kalp hastalığı görülme sıklığı kaygı verici bir biçimde artıyor. Ancak kalp ölümlerinin önüne geçmek sanıldığı gibi hiç de zor değil. Evet, kalp damar hastalıklarında, değiştirilemeyen bazı risk faktörleri var. İlerleyen yaş ve genetik özellikler vb. Ancak yine de diğer önemli risk faktörlerini kontrol altına almak ve bu sayede kalp damar hastalıkları nedeniyle oluşan ölümleri azaltmak mümkün.

Ciddi bir artış var

Kalp hastalıklarında son yıllarda bir artış var. Bu artış, nüfus artış hızıyla doğru orantıda seyretmekte ve hastalığın görülme yaşı gün geçtikçe düşmektedir.  

Kalp damar hastalıklarının genetik bir hastalıktır. Kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, stres, hipertansiyon, hiperlipidemi (Kan- kolesterol seviyesinin yüksek olması) ve diyabet bu hastalığı hızlandıran faktörlerdir. Özellikle 60’lı yıllardan sonra beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve nebati yağların kullanılması ile birlikte bu hastalıkların hızında bir artışa neden oldu. 80’li yıllardan sonra da sosyo – ekonomik durumun düzelmesi ile birlikte insanlar daha zengin gıdalarla beslenmeye başladı. Fast food gıdaların da menülerimizde yer almasıyla birlikte aşırı şişmanlık, kolesterol devreye girdi. Böylece kalp damar hastalıkları da zaman içerisinde arttı.

Kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümler azaldı

İnsanlar beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzlarına zaman içerisinde daha çok dikkat etmektedirler. Tedavi olanaklarının da artmasıyla kalp damar hastalıklarından kaynaklanan ölümler azalmaktadır.

Son 5 yıldır Türkiye’de ciddi bazı değişiklikler olmaya başladı. İnsanlar daha dikkatli yemeye başladılar. Kalp merkezlerinin de artması da hastaların bu merkezlere kolay ulaşması açısından bir avantaj oluşturdu. Bu merkezlerin kurulması hastaların hekime daha kolay ulaşabilmesi açısından tedavisinin kolay olmasını hem de ölüm oranının azalmasına sebep olmuştur.

Koroner arter hastalığından korunmak için yapılması gerekenler

Koroner arter hastalığında en önemli faktör genetik faktörlerdir. Koroner arter hastalığından korunmak için yapılması gerekenlere dikkat etmek gerekir.

Genetik yapımızda koroner arter hastalığımız varsa sadece koruma yöntemleriyle hastalığın hızını yavaşlatabiliyoruz. Bu koruma yöntemlerine bütün insanların uyması gerekmektedir. Bunların ilki sigaradır. Kesinlikle sigara içmeyeceğiz ve sigara içilen ortamlarda bulunmayacağız. İkincisi kilo almayacağız. Üçüncüsü tansiyonumuz varsa kontrol altına alacağız. Kan - kolesterol seviyemiz yüksek ise mutlaka ilaç kullanmalıyız, stresli ortamdan uzak durmaya çalışmalıyız. Şekerimiz varsa yine kontrol altına alacağız. Hareketsiz yaşamdan uzaklaşacağız. Hiç bir şey yapamıyorsak yürüyüş yapacağız. Bunlara dikkat edersek bu hastalığın hızını yavaşlatmış oluruz. 40 yaşında hasta olmayız da 60 yaşında hasta oluruz. Bu şekilde sadece hastalığa yakalanma yaşını geciktirmiş oluruz.

Tedavi olanakları artıyor

Konjenital kalp hastalıkları ve kapak hastalıkları kalp hastalıklarında önemli bir yer oluşturmaktadır. Nüfusla birlikte konjenital kalp hastalıkları da artış göstermekte ve toplumun yüzde 1’inde görülmektedir.  

Dejeneratif kapak hastalıkları yaş artışıyla aynı oranda artmaktadır. Batı ülkelerinde kapak hastalıklarının çoğu dejeneratif dediğimiz yaşlılığa bağlı sebeplerle ortaya çıkarken ülkemizde romatizmal kapak hastalıkları ön plana çıkmaktadır. Romatizmal kapak hastalıklarının tedavisinde ülkemiz bir hayli yol kat etti. Koruma ve tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte bu hastalık sayısı da azaldı. Buna karşın yaşla birlikte dejeneratif kapak hastalıkları da artmaya başladı. Önceden Türkiye’de yaş ortalaması 57 – 60 iken bugün 70 civarına ulaştı. Bu da dejeneratif kapak hastalıklarını artırmıştır. Aslında biz romatizmal kapak hastalıklarının sayısını azaltıyoruz ama dejeneratif kapak hastalığı sayısı yaşla birlikte artıyor. Dolayısıyla yüzde olarak kapak hastalıklarının sayısında ciddi olarak bir düşüş görülmüyor.

Romatizmal kapak hastalıkları

Romatizmal kapak hastalıkları üst solunum yolu enfeksiyonları sonucunda oluşur. Tedavi yöntemleriyle birlikte bu hastalıkta ciddi bir azalma yaşanmaktadır.  

Daha önce üst solunum yolu nedeniyle iyi tedavi edilemeyen hastalarda 10–15 yıl sonra vücudun verdiği bir reaksiyon olarak kalp kapaklarında bozulma başlar. Tedavi yöntemlerinin artması, antibiyotik kullanımı, hastalıkla ilgili bilinçlenme, bu hastalıkta ciddi bir azalma yaşanmasına neden oldu. Kapaklar kireçleniyor ve çalışamaz duruma geliyor. Bu da hastaya çarpıntı, çabuk yorulma, nefes darlığı gibi sıkıntılar yaratıyor. O nedenle de biz ameliyatla kapağı değiştiriyoruz veya tamir ediyoruz.

Genetik yapı önemli

Kalp damar hastalıklarının Güneydoğu’da daha yoğun göründüğüne dair bir kanı vardır fakat bu gerçeği yansıtmamaktadır.

Bölgede koroner arter hastalığı oranı ülkemizdeki birkaç bölgeden daha düşük seviyede. Özellikle Karadeniz ve İç Anadolu bölgelerinden daha düşük. Burada genetik yapı çok önemli bir rol oynuyor. Beslenme alışkanlıkları bu tip hastalıklarda önemlidir ama genetik yapınızda koroner arter hastalığınız yoksa ne yerseniz yiyin bunu değiştiremezsiniz. Örneğin bu bölge genellikle yağlı ve kırmızı et ağırlıklı beslenir. Yıllardır yağın zararlarından bahsedilir ama doğal yağlar insan vücuduna zararlı değildir. Siz yağı yağ olarak alırsınız fakat bu yağ vücuttan yağ asidi olarak emilir. Vücut onun kullanabildiğini kullanır kullanamadığını yağ asidi olarak depolar. Kolesterolü vücut kendisi yapar. Sonuç itibariyle kolesterolü dışarıdan almıyoruz. Burada önemli olan vücudun aldığı yağın ne kadarını tolere ettiğidir.

Gıdaların kalp sağlığına etkisi

Gıdaların insan sağlığı üzerinde etkisi vardır ve kalp sağlığı için doğal beslenme önemlidir. 

Tereyağı, sadeyağ gibi yağlar doğal olduğu gibi aynı zamanda da sağlıklı. Tereyağın antioksidan özelliği var. İnsanlar pek çok gıdanın antioksidan özelliğinden faydalanmak isterler.

Doğal yağların hepsi antioksidan özelliklidir. 60’lı yıllarda margarin girdi hayatımıza. O yıllardan önce sadeyağ, kuyrukyağı, tereyağı, zeytinyağı vardı. Margarinin hayatımıza girmesiyle birlikte zeytinyağını karalama kampanyaları başladı. İnsanlar zeytinyağından uzaklaştırdılar. 90’lı yıllardan sonra zeytinyağı yeniden aklandı. Son yıllarda tereyağı da aklandı. Benim de her zaman savunduğum bir şey vardır; Doğal olan her şeyden mutlaka yemek gerekir ama her şeyin azı yarar çoğu zarar.

Sağlık konusunda bilinç artıyor

Son yıllarda insanlar sağlık konusunda bilinçlenmiştir. Beslenme ve yaşam tarzlarına dikkat edilmesiyle birlikte kalp hastalıklarında erken tanı ve tedavide başarı artmaktadır.  

Kalp hastalıkları sayısının artmasına rağmen kalp hastalıklarından yaşamını yitiren hastaların sayısında azalma görülmektedir. İnsanlar zaman içerisinde yaşam tarzlarına, beslenmelerine, spor yapmaya dikkat etmeye başladı. Kalp merkezlerinin açılmasıyla da bu hastalıkların erken tanı ve tedavilerinde büyük kolaylık sağlandı. Dolayısıyla kalp hastalıkları sayısı artmış olmasıyla beraber kalp hastalıklarından ölen hastaların sayısında azalma yaşanmıştır.

Gelişmiş ülkelerde bütün ölümlerin yüzde 50’si kalp hastalıklarından meydana gelmektedir. Bu oranın da yüzde 80’i koroner arter hastalığına bağlıdır. Biz de son yıllarda kalp hastalıklarından dolayı ölümleri düşürmüş durumdayız. Neticede kimse ölümsüz değil ama yaşam standartlarını biraz daha iyileştirerek yaşamlarını uzatmak mümkün.

 

Dr. Öğr. Üyesi Feragat UYGUR
KARDİYOVASKÜLER CERRAHİ
Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2022-07-01 16:42:29
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.