• KALP HASTALIKLARI /

Kalp sağlığında fiziksel aktivite ve egzersiz: Fizyoterapistin rolü

Kalp hastalıklarından korunmada fiziksel aktivite ve egzersizlerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Düzenli fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasındaki bu rolü bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.
 
SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun, farklı toplumlarda tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi, risk faktörlerinin düzenlenmesi ve sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi için birçok strateji ve proje geliştirildiğini söyledi.
 
Aktivite ve egzersiz yokluğu ile karakterize olan hareketsiz (sedanter) yaşam tarzının kalp damar hastalıkları gelişiminde en önemli risk faktörü olduğunu belirten Prof. Dr. Ergun, “Fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzı bulunanlarda hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, koroner kalp hastalığı görülme riski artmaktadır. Fiziksel aktivite olmamasına bağlı kardiyovasküler hastalıklardan ölüm oranı yaklaşık yüzde 35’tir” dedi.
 
Düzenli fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasındaki rolünün bilimsel çalışmalarla ortaya konduğunu anlatan Prof. Dr. Ergun, şu bilgiyi verdi:
 
“Sağlık Bakanlığı’nca 2002-2004 yılları arasında yürütülen ‘Türkiye Hastalık Yükü Çalışması’nda fiziksel hareketin yeterli olması durumunda kalp damarlarında tıkanıklığa bağlı 31 bin 519, inmeye bağlı 10 bin 269 ölümün önlenebileceği bildirilmiştir. ‘Ulusal Hastalık Yükü ve Maliyet Etkinlik Projesinde’ egzersiz ile sağlanan koruma oranları iskemik kalp hastalığında yüzde 35, inmede yüzde 26, diyabette yüzde 19, meme kanserinde yüzde 21, bağırsak kanserinde yüzde 22 olarak bildirilmiştir. Fiziksel aktivite vücudu kalp hastalıkları, hipertansiyon, diyabet ve obeziteye karşı korumaktadır.”
 
Prof. Dr. Ergun, sağlığın korunması ve kronik hastalıklara karşı önleyici fiziksel aktivite için Dünya Sağlık Örgütü ve American College of Sports Medicine tarafından önerilen egzersiz reçetesinin değişik yaş grupları için ayrı ayrı belirlendiğini kaydetti.

Çocuk ve Gençler:

5-17 yaş grubu çocuk ve gençlerin günde toplam en az 60 dakika orta ve şiddetli düzeyde fiziksel aktivite yapması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ergun, “Fiziksel aktivitenin miktarı 60 dakikadan fazla olursa sağlığa ilave olarak katkıda sağlayacaktır. Günlük fiziksel aktivitenin önemli kısmı aerobik ve şiddetli yoğunlukta olmalıdır. Bunun yanında haftada en az 3 kez kas ve kemiklere yönelik kuvvetlendirme de yapılmalıdır” diye konuştu.

Erişkinler:

18–64 yaşları arasında en az 150 dakikalık orta şiddette aerobik fiziksel, en az 75 dakika şiddetli aerobik aktivite veya ikisinin birlikte hafta boyunca gerçekleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ergun, “Aerobik aktivite en az 10 dakika sürmelidir. İlave fayda için erişkinler orta şiddetteki aktiviteyi 300 dakikaya veya şiddetli aktiviteyi 150 dakikaya ulaştırmalı veya kombinasyonu eşit oranda yapmalıdır. Büyük kas gruplarını içeren kas kuvvetlendirme egzersizleri haftada 2 gün veya daha fazla yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

İleri Yaş ve Yaşlılar:

65 yaş ve üstünün en az 150 dakikalık orta şiddette aerobik fiziksel aktivite veya en az 75 dakika şiddetli aerobik aktivite veya eşit kombine edilmiş aktiviteyi tüm hafta boyunca gerçekleştirmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergun, şu önerilerde bulundu:
 
“Aerobik aktivite en az 10 dakika sürmelidir. İlave fayda için 65 yaş ve üstü orta şiddetteki aktiviteyi 300 dakikaya veya şiddetli aktiviteyi 150 dakikaya ulaştırmalı veya her iki aktivite birlikte eşit oranda gerçekleştirilmelidir. Büyük kas gruplarını içeren kas kuvvetlendirme egzersizleri haftada 2 gün veya daha fazla yapılmalıdır. Bu yaş grubu dengelerini geliştirici ve düşmeleri önleyici egzersizleri haftada 3 veya daha fazla gün yapmalıdır. Sağlık şartları nedeniyle bu önerileri yerine getiremeyenler için en azından yapabildikleri ve durumlarının elverdiği oranda aktif olmaları önerilmelidir.”
 
Kalp sağlığında düzenli fiziksel aktivite ve/veya egzersizin faydaları:
  1. Kardiyovasküler ve Solunum Fonksiyonların Geliştirilmesinde:
  1. a) Üç aylık egzersiz eğitimi ile koroner arter hastalığında yaklaşık yüzde 10-60, fonksiyonel kapasitede yüzde 20 oranında artış,
  2. b) Kalp hızı ve kan basıncında azalma,
  3. c) İskelet kası kan dolaşımında artış.
  1. Koroner Arter Hastalığı Risk Faktörlerinin Azaltılmasında:
  1. a) İstirahat sistolik / diastolik basınçlarda azalma,
  2. b) Serum yağında azalma, iyi kolesterol düzeyinde artış,
  3. c) Vücut ve karın bölgesi yağında azalma,
  4. d) Glikoz toleransında artış, insülin ihtiyacının azalması.
  1. Mortalite ve Morbiditede Azalma:
  1. a) Primer korumada (Akut kardiyak olayların önlenmesinde),
  2. b) İkincil koruma (kardiyak olaylardan sonra tekrar görülmenin önlenmesinde).
 
Prof. Dr. Ergun, “Meta analizler temel alınarak elde edilen verilere göre kalp krizi sonrası kardiyak rehabilitasyon egzersiz eğitimi ve çok değişkenli risk faktörlerinin azaltılması eğitimini alanlarda kalp damar kökenli ve tüm nedenlere bağlı ölümleri azalttığı gösterilmiştir” ifadelerine yer verdi.
  1. Diğer Faydaları:
  1. a) Kendini iyi hissetme, iyi olma halinin artırılması,
  2. b) Kaygı ve depresyonun azaltılması,
  3. c) Spor ve iş aktivitelerindeki performansın kazandırılması ve arttırılması.
 
Bu programın faydalarının değişik kategorideki kardiyak sorunlarında da gösterildiğini bildiren Prof. Dr. Ergun, sadece kalp krizi sonrasında değil, kalp yetmezliği, koroner by-pass cerrahisi, anjiyoplasti ve kalp naklinden sonra da hastalara uygun kardiyak rehabilitasyon programlarının tercih edildiğini söyledi.
Koroner arter hastalığı olanlarda egzersiz nasıl olumlu etki göstermektedir?
 
Prof. Dr. Ergun, egzersizin kalp sağlığına olumlu etkilerini şöyle sıraladı:
  • “ Damar içinde pıhtı oluşumunu azaltır.
  •   Vücuttaki yağ metabolizmasında istenilen değişikliği iyi kolesterol yapımını artırarak sağlar.
  •   Atar damarlardaki yapıyı koruyarak kan basıncını düzenler.
  •   Damar içinde pıhtı gelişimin azaltarak kardiyovasküler olayın tekrarını azaltır.
  •   Kalp kasındaki kanlanmayı artırır.
  •   Kaygı ve depresyonu azaltarak tedavi başarısını etkiler.”
Egzersizin faydalı etkilerinin bilinmesine karşın hastaların egzersiz yapma oranının istenilen düzeyde olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ergun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yapılan çalışmalarda kardiyak rehabilitasyon programında ilk 3-6 ayda egzersiz devam oranları yüzde 30-60 olarak tespit edilmiştir. Kadınlar, erkeklere göre daha düşük oranda yüzde 10-25 egzersizlere katılmaktadırlar. Motivasyon eksikliği ve depresyon gibi psikolojik etkenler egzersize katılımı etkilemektedir. Aileden ve arkadaşlardan sağlanacak sosyal desteğin, egzersize katılımı belirleyen ve egzersiz yapan kişi olmayı sağlayan en önemli etken olduğu gösterilmiştir.”
 
Prof. Dr. Ergun, biyofiziksel farklılıklar (örneğin vücut yağı), kalp yetmezliğinin varlığı, göğüs ağrısı, kas veya eklem ağrısı ile hipertansiyon, diyabet, artrit gibi eşlik eden diğer hastalıkların egzersiz eğitimine devam etmeme ve katılmamayı etkileyen faktörler olduğunun altını çizdi.

Egzersiz yapılırken nelere dikkat edilmelidir?

Egzersiz eğitiminin çok yaygın önerildiğini hatırlatan Prof. Dr. Ergun, “Bununla birlikte özellikle uzun süre hareketsiz hayat benimsemiş kişilere kalp krizi ve ani ölüme neden olabileceğinden yoğun aktivite verilmemelidir. Bunun nedeni aterosklerotik plakların yaralanmasına bağlı kopmalar ile koagülasyonun lokal aktivasyonudur. Kardiyak ritim problemleri de bu kişilerde ortaya çıkabilir” uyarısını yaptı.

Egzersiz eğitimi bilim ve sanatı

Risk faktörlerinin çözümlenmesinde yeni yaklaşımı hastanın kişisel ve mesleki ihtiyaçlarına, EKG takibi ve klinik gözlem seviyesine göre düzenlenen egzersiz programı oluşturmak olarak tanımlayan Prof. Dr. Ergun, sözlerini şöyle tamamladı:
 
“Geleneksel olarak egzersiz reçetesi bilimsel prensiplere göre uygulanmakta ve işin sanat yönü çoğu zaman ihmal edilmektedir. Bu bilimsel ve sanatsal yaklaşım reçeteye yansıtabilirse hedef kişi ile çok uzun süre birliktelik sürdürebilir. Zira egzersize başlayan grupların yüzde 50’si ilk 6 ay içinde egzersizi bırakmaktadır.
 
Bu anlamda egzersizi programlayan fizyoterapistin yaratıcılık ve esnekliğine ihtiyaç vardır. Egzersizi veren fizyoterapistin liderlik, eğiticilik motivasyon özelliklerini taşıyarak egzersiz ve fiziksel aktivitenin kişinin yaşam biçimini olmasını sağlamalıdır. Bahsedilen özellikler reçeteyi vereceğiniz kişinin hedefleri, davranışları, egzersiz cevaplarına göre değişiklik yapılabilmesini sağlar.
 
Sonuç olarak uzun, mutlu ve sağlıklı bir hayat beklentisindeki çağımız insanı koruyucu yaklaşımın önemini dikkate almalıdır. Egzersiz sağlıklı yaşamın anahtarı ise; anahtarınız fizyoterapistinizdir.” 
 

SANKO Üniversitesi Hastanesi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.

Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2022-07-01 16:51:51