• İÇ HASTALIKLAR /

Akut myeloblastik lösemi nedir?

Akut myeloblastik lösemi, kısaca AML olarak bilinen, kemik iliğinde başlayan ve kemik iliğindeki bazı hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ilerleyen kan hastalığıdır. AML’nin kesin nedeni çoğu zaman bilinmemekle birlikte belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Erken teşhis, uygun tedavi ve düzenli takip hastalığın kontrol altına alınmasında büyük önem taşır.

Kısaca AML olarak bilinen akut myeloblastik löseminin halk arasında çoğu zaman ‘kan kanseri’ veya ‘ilik kanseri’ olarak ifade edilir.

Bu hastalıkta, kemik iliği normal kan hücrelerini yeterince üretemez. Bunun yerine olgunlaşmamış, görev yapamayan anormal hücreler çoğalmaya başlar. Bu durum zamanla sağlıklı kan hücrelerinin yani eritrosit ve trombositlerin azalmasına yol açar.

AML daha çok erişkinlerde görülen bir hastalıktır. Özellikle ileri yaşlarda daha sık ortaya çıksa da genç erişkinlerde ve nadiren çocuklarda da görülebilir. Hastalığın ‘akut’ olarak adlandırılmasının nedeni hızlı ilerleme göstermesidir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi büyük önem taşır.

KAN HÜCRELERİNİN GELİŞİMİ

Kemik iliği, kemiklerin içinde bulunan süngerimsi bir dokudur ve vücudumuzdaki kan hücreleri burada üretilir.

Üç temel kan hücresi:

  1. Eritrositler: Vücuda oksijen taşır.
  2. Lökositler: Mikroplarla savaşır ve bağışıklık sisteminin önemli parçasıdır.
  3. Trombositler: kanamanın durmasına ve pıhtının oluşmasına yardımcı olur.

Kemik iliğinde lökositler belirli olgunlaşma sırasına göre farklılaşır, olgunlaşır çevre kanına çıkarlar. AML hastalarında kemik iliğinde ‘miyeloblast’ adı verilen olgunlaşmamış hücrelerde olgunlaşma ve farklılaşma durur, kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlarlar. Bu hücreler sağlıklı hücrelerin yerini doldurduğu için normal kan üretimi azalır. Sonuç olarak kansızlık, enfeksiyon ve kanama gibi sorunlar ortaya çıkar.

AKUT MYELOBLASTİK LÖSEMİ NEDEN OLUŞUR?

AML’nin kesin nedeni çoğu zaman bilinmez. Ancak bazı risk faktörlerinin hastalık gelişimini artırdığı düşünülmektedir. AML özellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde daha sık görülür. Bu yaş üzerinde kromozomal dengesizlikler daha çok görülür. Sigara dumanındaki bazı kimyasal maddeler kan hücrelerini etkileyebilir. Benzen gibi kimyasallara uzun süre maruz kalmak riski artırabilir. Bu madde bazı sanayi alanlarında bulunabilir.

Yüksek doz radyasyona maruz kalan kişilerde risk artabilir. Daha önceden başka kanserler örneğin; lenfoma, meme kanseri vb. nedeni ile bazı kemoterapi ilaçları alan hastalarda ilerleyen yıllarda AML gelişimi görülebilmektedir. Önceden mevcut kemik iliği hastalıkları örneğin; myelodisplastik sendrom (MDS) AML’ye dönüşebilir. Ancak unutulmamalıdır ki AML gelişen birçok kişide belirgin bir risk faktörü bulunmaz.

AKUT MYELOBLASTİK LÖSEMİDE GÖRÜLEN BELİRTİLER NELERDİR?

AML belirtileri kişiden kişiye değişebilir. Bazı belirtiler yavaş başlarken bazı hastaların durumu kısa sürede ağırlaşabilir. Genellikle belirtiler 6 ile 16 hafta arasında ortaya çıkarlar. Bu süre içerisinde hasta doktora başvurma zorunluluğu hisseder. 

Anemi (Kansızlık) geliştiğinde kişi kendini sürekli yorgun, bitkin ve halsiz hissedebilir. Yorgunluk hali her gün giderek artış gösterir. Bu yorgunluk hemoglobin değerindeki düşüklük nedeniyledir. Hasta günlük rutin işlerini yapmakta zorlanır. Hemoglobin düşüklüğü nedeni ile hastanın cilt rengi soluktur. Sarılığı varmış gibi görünür. Bağışıklık sistemi zayıfladığı için hastalar sık enfeksiyon geçirebilir. Uzun süren ateş görülebilir. Tonsillit, ağız içinde veya ciltte yaralar gözükebilir. Akciğer enfeksiyonları, ishal, idrar yolu enfeksiyonları vb. enfeksiyonlar görülebilir. Trombositlerin azalması nedeniyle diş eti kanaması, burun kanaması, ciltte morluklar, küçük kırmızı noktalar şeklinde döküntüler görülebilir. Kemik iliğinde anormal hücrelerin artması kemik ağrısına neden olabilir. Bu kemik iliğinde aşırı artan hücrelerin kemiği sıkıştırması ve germesine bağlıdır. Bazı hastalarda belirgin kilo kaybı ortaya çıkabilir. Bu belirtiler yalnızca AML’ye özgü değildir. Birçok farklı hastalıkta da görülebilir. Ancak uzun süren şikayetlerde doktora başvurmak önemlidir.

AKUT MYELOBLASTİK LÖSEMİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Teşhisten önce hastanın şikayetleri dinlenir. Hastalıkla ilgili yukarıda anlatılan belirtiler hastaya sorulur. Takiben hastanın fizik muayenesi yapılır. Pozitif bulgular kaydedilir. Hastanın öncelikle bir tam kan sayımı yapılır. Eritrosit, lökosit ve trombosit düzeyleri değerlendirilir. Bu parametreler AML’de bozulmuştur. Daha sonra tam kan sayımı periferik yayma yapılarak hem anormal bulgular doğrulanır hem de AML’de gördüğümüz blastların periferik yaymada görülüp görülmediğine bakılır. Olgunlaşmamış hücreler olan blastlar her zaman periferik yaymada görülmezler. AML nedeniyle doktora başvuran hastaların yaklaşık yüzde 40-50’de periferik yaymada blastik hücreler görülür. Hem blastaları görmek hem de AML tanısını koymak için kemik iliğinden kan almak (Aspirasyon) ve kemik iliği biyopsisi gereklidir.

Kemik iliği için özel yapılmış bir iğne ile kalça kemiğinden örnekler alınır. Bu işlem kısa sürelidir. Örnek almadan önce örneğin alınacağı kemik bölgesine lokal anestezi yapılır. Kemik iliği örneği alındıktan sonra hastalar rutin işlerine devam edebilirler. Kemik iliğinden alınan kan örneklerinden genetik incelemeler, löseminin tiplendirmesi için akım sitometrik incelemeler, biyopsi materyali ile patolojik incelemeler yapılır. Genetik incelemelerde özel genetik değişikliklerin varlığı araştırılır. Bu değişiklikler tedavi protokolünün hazırlanmasında önemlidir. Örneğin; eğer FLT3 dediğimiz bir mutasyon varsa tedaviye bu genetik değişikliği hedefleyen ilaçlar ana tedaviye eklenmektedir. Ayrıca hepatit testleri, böbrek, karaciğer fonksiyon testler ve biyokimyasal testler istenir.

AKUT MYELOBLASTİK LÖSEMİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

AML tedavisi hastanın yaşı, ek hastalıkları, genel sağlık durumu, hastalığın özellikleri ve AML’nin tipine göre planlanır. Tedavi öncesi hastanın kardiyolojik ve göğüs hastalıkları muayenesi yapılır. Performans durumu ve risk faktörleri değerlendirilir. En sık kullanılan tedavi yöntemi kemoterapidir. Amaç lösemi hücrelerini yok etmektir.

Tedavide ilk hedef hastalığı kontrol altına almak ve lösemi hücrelerini azaltmaktır. Bunun için hastalara kemoterapi ilaçları verilir. Buna ‘remisyon elde etmek tedavisi’ denir. Bu tedavi ile hastalardaki kanser hücrelerinin azaltılması amaçlanır. Ancak bu tedaviden sonra hastalar 10-15 gün süre ile kan değerlerinde düşüklük meydana gelir. AML tedavisinde yalnızca kanser hücrelerini yok etmek değil, hastanın genel durumunu korumak da önemlidir. Bu dönem antibiyotikler, mantar ilaçları ve antiviral ilaçlar, eritrosit, trombosit ve plazma gibi kan ürünleri ile desteklenir. Kemik iliği kök hücrelerinin toparlanması beklenir. Kemik iliği toparlandıktan sonra kemik iliği aspirasyonu tekrarlanır. Hastanın tedaviye yanıt verip vermediği değerlendirilir. Yanıt vermedi ise kurtarma tedavisi başlanır. Yanıt verdi ise hastanın kardeşlerinin ve HLA doku bankasından doku grupları araştırılır. Uygun kemik iliği vericisi bulunmaya çalışılır. Hasta orta ve yüksek riskli ise kemik iliği nakli hazırlığı yapılır. Düşük riskli ise birinci basamakta kemik iliği nakli yapılmaz. Bu yöntemde hastaya sağlıklı kök hücreler verilir. Özellikle genç ve uygun hastalarda etkili olabilir. Remisyon sağlama tedavisi sonrası eğer remisyon sağlandı ise hastaya bir kür pekiştirme tedavisi verilir. Nakil yapılmayacak hastalarda 3-4 kür pekiştirme tedavisi verilir.

Son yıllarda geliştirilen bazı ilaçlar belirli genetik değişiklikleri hedef alır ve bu tedaviler bazı hastalarda önemli fayda sağlayabilir. Bu hedefe yönelik ilaçlar tek başına kullanıldığı gibi kemoterapi ilaçları ile birlikte kombine edilerek kullanılmaktadır. Hedefe yönelik ilaçların geliştirilmesi ve klinikte kullanımı ile ilgili çok sayıda çalışma da devam etmektedir.  AML hastalarında hastalığın tekrarını önlemek ve hastaların hastalıksız yaşam süresini uzatmak için idame tedaviler bulunmakla birlikte bu konuda çalışmalar sürmektedir.

Günümüzde AML tedavisinde önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bazı hastalarda tam iyileşme sağlanabilmektedir. Özellikle erken tanı alan ve tedaviye iyi yanıt veren kişilerde başarı şansı daha yüksektir. Ancak hastalığın seyri kişiden kişiye farklı olabilir. Bazı hastalarda hastalık tekrar edebilir. Bu nedenle düzenli takip çok önemlidir.

AML’DEN KORUNMA VE ÖNERİLER

AML tedavisi uzun ve yorucu bir süreçtir. Tedavi aylarca sürebilir, bazen yıl alabilir. Özellikle kemoterapi sırasında, saç dökülmesi, bulantı, halsizlik, enfeksiyon riski görülebilir. Bu semptomlar ile ilgili destek tedaviler yapılmasına rağmen yine de bazı hastalarda tedaviye rağmen görülebilmektedir. Tedavi süreçlerinde hijyen ve beslenme kurallarına dikkat etmek önemlidir. Hastalık kontrollerine dikkat edilmeli ve aksatılmamalıdır. Aile desteği ve psikolojik destek de tedavi sürecinde büyük önem taşır. Hastaların yalnız olmadığını hissetmesi moral açısından faydalıdır.

AML’yi tamamen önleyen kesin bir tedavi yöntemi henüz yoktur. Ancak bazı önlemler riski azaltabilir: Sigaradan uzak durmak, zararlı kimyasallardan korunmak, düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, uzun süren halsizlik, ateş veya kanama durumunda doktora başvurmak önemlidir.

Akut myeloblastik lösemi, hızlı ilerleyebilen ciddi bir kan hastalığıdır. Ancak modern tıptaki gelişmeler sayesinde tanı ve tedavi olanakları her geçen gün ilerlemektedir. Erken teşhis, uygun tedavi ve düzenli takip hastalığın kontrol altına alınmasında büyük önem taşır. Halsizlik, sık enfeksiyon, kolay morarma veya uzun süren ateş gibi belirtiler hafife alınmamalıdır. Bu tür durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurmak erken tanı açısından hayat kurtarıcı olabilir.

Sosyal Medya

Eklenme Tarihi:2026-07-30 10:30:26

Güncelleme Tarihi:2026-07-30 10:30:26
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.