• NÖROLOJİ /

İskemik ve hemorajik inmede korumaya yönelik girişimsel işlemler

İskemik inmelerin en sık sebeplerinden biri karotis arter stenozudur (Şah damar darlığı). Stenozun derecesi ve darlık oluşturan plağın yapısal özellikleri inme riskini belirler.

Stenoz derecesi arttıkça hemodinamik olarak beynin bazı derin yerleşimli bölümlerine kan az gider ve bu durum da inmeye sebep olur.

Darlık oluşturan plağın yüzeyinde düzensizlikler ve ülser bulunması plak içerisinden parçaların koparak beyinde emboli oluşturma riskini artırır. Bu sebeplerle karotis arter darlığı (Şah damarı tıkanıklığı) olan hastalar ayrıntılı değerlendirilmeli ve inme (Felçlik) oluşmadan gerekli müdahaleler yapılmalıdır.

Son 6 ay içinde inme ya da geçici iskemik atak geçiren ve karotis arter darlığı olan hastalar semptomatik kabul edilir. Yüzde 50’nin üzerinde karotis darlığı olan semptomatik hastalarda karotis stentleme veya cerrahi endarterektomi tedavileri önerilir. Çünkü semptomatik hastalar en riskli hasta grubu olup bu hastaların tekrar semptom geçirme ihtimalleri çok daha yüksektir.

Asemptomatik hastalarda ise yüzde 70’ten fazla darlık olması durumunda stentleme veya cerrahi önerilir. Stentleme işleminde kasık veya kol damarından bir iğne ile giriş yapılıp hastalığın bulunduğu şah damarına ince borucuklar şeklinde kateter ve teller gönderilir. Darlığın olduğu bölümün üst kısmına, beyne pıhtı gitmesini engellemek için şemsiye şeklinde bir filtre açılır. Daha sonra darlık kısmını kavrayacak şekilde bir stent (Metal kafes) açılıp stentin içerisi balonla genişletilir. Bu şekilde hem darlık açılmış olur hem de darlığı oluşturan plak damar duvarı ile metal bir kafes arasına sıkıştırılır.

Hemorajik inme

Hemorajik inmenin (Beyindeki damarlardan birinin yırtılarak beyin dokusuna kan sızması sonucu oluşan nörolojik durum) önemli sebeplerinden biri beyin anevrizmalarıdır.  

Beyin anevrizmaları toplumda yüzde 3 oranında görülür ancak anevrizması olan her 300 kişiden birinde kanama görülür. Yapılan bir çalışmada anevrizması olan birinde yıllık kanama ihtimali yüzde 0.75-1.1 arasında olup çalışma çağında anevrizması tespit edilen birinin kalan yaşamı boyunca anevrizmasının kanama ihtimali yaklaşık yüzde 30’dur.

Kadın cinsiyet, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, eşlik eden genetik hastalıklar ve anevrizma üzerinde bebeğinin bulunması kanama ihtimalini arttıran risk faktörleridir. 5 mm’nin altındaki anevrizmalarda kanama ihtimali düşükken 10 mm’nin üstündeki anevrizmalarda yüksektir.

Uygulanan girişimsel işlemler

Günümüzde görüntüleme alanındaki teknolojik gelişmelerin ve bu teknolojilerin yaygın kullanımı beyin anevrizmalarının görülme oranını ciddi şekilde artırır.

Anevrizmaların kanama ihtimali düşük olabilir. Ancak kanama gerçekleştiği zaman ölüm ve sakatlık oranları yüzde 40-60 arası olup bu çok yüksek bir orandır. Bu yüzden beyin anevrizması tespit edilen hastalarda özellikle kanama risk faktörleri mevcutsa mutlaka tedavi önerilmektedir.

Endovasküler (Anjiyo ile tedavi) ve açık cerrahi olmak üzere iki temel tedavi yöntemi mevcuttur. Anevrizmanın yapısı, boyutu, yeri ve hastanın özelliklerine göre anjiyo veya açık cerrahi yöntemlerinden biri seçilir.

Her hasta kendi özelinde değerlendirilerek; beyin cerrahi, girişimsel radyoloji ve nöroloji tarafından yapılacak en uygun tedavi şekli belirlenir. Endovasküler tedavide kasık veya kol damarından giriş yapılır; ince borucuklar (Kateter) ve teller ile anevrizmanın olduğu damar segmentine ulaşılır. Ya anevrizmanın içerisi koillerle (İnce tel) doldurulur veya anevrizmanın kaynaklandığı damar lümenine özel stentler takılarak anevrizmanın içerisine giden kan akımı kesilir. İki yöntemle de anevrizmanın kanama ihtimali ortadan kaldırılmış olur.

Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2025-01-13 11:03:18
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.