• GASTROENTEROLOJİ /

Mide ülseri

Midenin iç yüzünü döşeyen ve mukoza denilen zarın mide asidi, safra sıvısı, sindirim enzimleri veya birtakım ilaçlarla hasarlanması sonucu oluşan doku kaybı ‘Mide ülseri’ olarak adlandırılır.
 

Midenin iç yüzünü döşeyen ve mukoza denilen zarın mide asidi, safra sıvısı, sindirim enzimleri veya birtakım ilaçlarla hasarlanması sonucu oluşan doku kaybı ‘Mide ülseri’ olarak adlandırılır.

Mide ülser her yaşta görülebilmekle birlikte en sık 30-50 yaşlar arasında görülür, erkeklerde mide ülseri görülme sıklığı kadınlardan daha fazladır.

NEDENLERİ

Mide ülseri oluşmasında midenin iç zarında bulunan ve koruyucu bariyer olarak görev yapan mukus tabakası ile mide mukozasına zarar veren etkenler arasındaki dengenin bozulması sorumlu tutulur.

Mide mukozasına zarar veren ve mide ülserine yol açan nedenlerden bazıları; mide bakterisi olarak bilinen Helikobakter pylori, birtakım ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar, aspirin, sigara ve alkol kullanımıdır. Bununla birlikte yoğun stres, genetik yatkınlık, aşırı kafein tüketimi, acı, baharatlı ve asitli gıdaların dengesiz ve fazla tüketimi de mide ülseri sebepleri arasındadır.

BELİRTİLERİ

Mide ülserinin belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle üst karın bölgesinde ağrı, gaz, şişkinlik, kazınma ve yanma hissi gibi farklı şekillerde tarif edilebilir. İştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kahve telvesi şeklinde kusmak, sık acıkmak ve hazımsızlık da mide ülserinde görülen diğer belirtilerdir.  

Mide ülserinin belirtileri yemekle birlikte daha da kötüleşir. Ülser olan hastalarda yemek yemek ağrıya neden olduğu için hastalar yemekten kaçınır ve kilo kaybederler. Ağrı bazen gece uyandırabilir ve mevsim dönüşü olan ilkbahar ve sonbahar aylarında daha da şiddetlenebilir. Ancak ülser, mide çıkışında bulunan oniki parmak bağırsağında ise yemek yemek hastayı rahatlatmaktadır.

Bu belirtiler mide ilaçları ile kısa bir süre geçiyor fakat sık tekrarlıyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekmektedir. Çünkü tanı konulmamış ve tedavi edilmemiş ülserlerde midede kanama ve delinme gibi hayatı tehdit eden ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir.

Kahve telvesi şeklinde kusma veya katran gibi siyah pis kokulu cıvık dışkılama mide ülser kanaması belirtisidir. Başka hiçbir şikayeti olmasa dahi dışkısının siyah renkli olduğunu gören kişilerin acil bir şekilde bir sağlık kurumuna başvurması gereklidir.

TANI

Mide ülserini teşhis etmenin en doğru yöntemi üst gastrointestinal sistem endoskopisidir.  

Endoskopi ile hem ülser direkt görülebilmekte hem de gerektiği zaman doku örneği alınabilmektedir. Ayrıca kanayan ülserlere endoskopi esnasında endoskopik tedavi yöntemleri uygulanabilmekte ve kanamanın durdurulması sağlanabilmektedir. Mide ülserlerinde mide kanserini ekarte edebilmek ve erken teşhis konabilmesi için de endoskopi önerilmektedir.

TEDAVİ

Mide ülseri tanısı konduktan sonra tedavide ilk aşama mide asidinin azaltılmasıdır.  

Mide asidini güçlü bir şekilde baskılayan ilaçlar histamin reseptör blokerleri ve proton pompa inhibitörleridir ve bu ilaçlar sayesinde ülser tedavisi başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Tedavide ikinci aşama ise ülsere neden olan etkenin ortadan kaldırılmasıdır.

Etken bir mide bakterisi ise birtakım spesifik antibiyotikler kullanılmaktadır. Ülserin sebebi aspirin veya antiromatizmal ilaçlar ise doktor kontrolünde doz ayarlaması yapılmalıdır.

Hastaların yaşam tarzı değişiklikleri de ülser tedavisinde çok önemlidir. Sigara ve alkol kullanımının kesilmesi, acılı, baharatlı, kafeinli ve asitli gıdaların tüketiminin kısıtlanması tedaviye önemli katkı sağlayacaktır.

 

kları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Nimet Yılmaz, mide ülserinin her yaşta görülebilmekle birlikte en sık 30-50 yaşlar arasında görüldüğünü söyledi.
 
SANKO Üniversitesi Hastanesi  Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, erkeklerde mide ülseri görülme sıklığının kadınlardan daha fazla olduğuna dikkat çekti

NEDENLERİ

Mide ülseri oluşmasında midenin iç zarında bulunan ve koruyucu bariyer olarak görev yapan mukus tabakası ile mide mukozasına zarar veren etkenler arasındaki dengenin bozulmasının sorumlu tutulduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, şunları kaydetti:
 
“Mide mukozasına zarar veren ve mide ülserine yol açan nedenlerden bazıları; mide bakterisi olarak bilinen Helikobakter pylori, birtakım ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar, aspirin, sigara ve alkol kullanımıdır. Bununla birlikte yoğun stres, genetik yatkınlık, aşırı kafein tüketimi, acı, baharatlı ve asitli gıdaların dengesiz ve fazla tüketimi de mide ülseri sebepleri arasındadır.”

BELİRTİLERİ

Mide ülserinin belirtilerinin kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle üst karın bölgesinde ağrı, gaz, şişkinlik, kazınma ve yanma hissi gibi farklı şekillerde tarif edilebileceğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kahve telvesi şeklinde kusma, sık acıkma ve hazımsızlığın da mide ülserinde görülen diğer belirtiler olduğuna vurgu yaptı.
 
Mide ülserinin belirtilerinin yemekle birlikte daha da kötüleştiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, şöyle devam etti:
 
“Ülser olan hastalarda yemek yemek ağrıya neden olduğu için hastalar yemekten kaçınır ve kilo kaybederler. Ağrı bazen gece uyandırabilir ve mevsim dönüşü olan ilkbahar ve sonbahar aylarında daha da şiddetlenebilir. Ancak ülser, mide çıkışında bulunan oniki parmak bağırsağında ise yemek yemek hastayı rahatlatmaktadır.
 
Bu belirtiler mide ilaçları ile kısa bir süre geçiyor fakat sık tekrarlıyorsa mutlaka bir doktora başvurmak gerekmektedir. Çünkü tanı konulmamış ve tedavi edilmemiş ülserlerde midede kanama ve delinme gibi hayatı tehdit eden ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir.
 
Kahve telvesi şeklinde kusma veya katran gibi siyah pis kokulu cıvık dışkılama mide ülser kanaması belirtisidir. Başka hiçbir şikayeti olmasa dahi dışkısının siyah renkli olduğunu gören kişilerin acil bir şekilde bir sağlık kurumuna başvurması gereklidir.”

TANI

Mide ülserini teşhis etmenin en doğru yönteminin üst gastrointestinal sistem endoskopisi olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Endoskopi ile hem ülser direkt görülebilmekte hem de gerektiği zaman doku örneği alınabilmektedir. Ayrıca kanayan ülserlere endoskopi esnasında endoskopik tedavi yöntemleri uygulanabilmekte ve kanamanın durdurulması sağlanabilmektedir. Mide ülserlerinde mide kanserini ekarte edebilmek ve erken teşhis konabilmesi için de endoskopi önerilmektedir.”

TEDAVİ

Mide ülseri tanısı konduktan sonra tedavide ilk aşamanın mide asidinin azaltılması olduğuna kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz, tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
 
“Mide asidini güçlü bir şekilde baskılayan ilaçlar histamin reseptör blokerleri ve proton pompa inhibitörleridir ve bu ilaçlar sayesinde ülser tedavisi başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Tedavide ikinci aşama ise ülsere neden olan etkenin ortadan kaldırılmasıdır.
Etken bir mide bakterisi ise birtakım spesifik antibiyotikler kullanılmaktadır. Ülserin sebebi aspirin veya antiromatizmal ilaçlar ise doktor kontrolünde doz ayarlaması yapılmalıdır.
 
Hastaların yaşam tarzı değişiklikleri de ülser tedavisinde çok önemlidir. Sigara ve alkol kullanımının kesilmesi, acılı, baharatlı, kafeinli ve asitli gıdaların tüketiminin kısıtlanması tedaviye önemli katkı sağlayacaktır.”
Doç. Dr. Nimet YILMAZ
GASTROENTEROLOJİ
Doç. Dr. Sezgin BARUTÇU
GASTROENTEROLOJİ
Sosyal Medya

Güncelleme Tarihi:2022-07-01 14:40:46
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.