Spor yaralanmaları, profesyonel ve amatör sporcuların fiziksel performansını sınırlayan ve spor yaşamı üzerinde uzun süreli etkileri bulunan önemli sağlık sorunlarıdır. Dünya genelinde spor yaralanma sıklığı spor dalına göre yüzde 10-65 arasında değişmekle birlikte; en sık diz, ayak bileği ve kas-tendon yapılarında görülmektedir.
Sporcularda en sık karşılaşılan, özellikle ön çapraz bağ yaralanmaları cerrahi müdahale gerektiren yaralanma grubudur. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO, 2023) göre spor yaralanmaları, fiziksel aktivite sırasında kas, bağ, tendon, eklem ve kemik dokularında oluşan akut veya kronik hasar olarak tanımlanır.
Profesyonel sporcularda yaralanma insidansı (Görülme sıklığı) özellikle yüksek performans gerektiren branşlarda artmaktadır. Uluslararası Futbol Federasyonu verilerine göre (FIFA Injury Surveillance Report, 2022), profesyonel futbolcularda yıllık yaralanma oranı 7.0/1000 saat olup bunun yüzde 55’i alt ekstremite yaralanmalarıdır.
Kadın sporcularda (16–25 yaş) ACL (Ön çapraz bağ) yırtığı riskinin erkek sporculara göre yaklaşık 4–6 kat fazla olduğu bildirilmiştir (Hewett ve ark., 2020). Bunun nedenleri arasında hormona bağlı bağ esnekliği, anatomik farklılıklar ve nöromusküler kontrol eksikliği bulunmaktadır.
Literatüre göre spor yaralanmalarının dağılımı:
|
Spor branşı |
Yaralanma oranı |
|
Futbol |
%20–25 |
|
Basketbol |
%15–18 |
|
Voleybol |
%10–12 |
|
Atletizm |
%8–10 |
|
Tenis |
%4–6 |
Amerikan Ortopedik Spor Tıbbı Derneği (AOSSM, 2021) tarafından yapılan geniş kapsamlı çalışmada sporcuların yüzde 32’sinin kariyerleri boyunca en az bir ciddi yaralanma geçirdiği bildirilmiştir.
* Bağ yırtığı,
* Kas kopması,
* Tendon rüptürü,
* Kemik kırığı,
* Çıkık.
* Stres kırığı (Stress fracture),
* Tendinopati,
* Bursit,
* Meniskopati.
Stres kırıkları tüm spor yaralanmalarının yüzde 6–15’i arasında görülür. En sık tibia, femur ve metatars kemiklerinde ortaya çıkar (Nattiv, 2021).
Kas yaralanmalarının yüzde 86’sı alt ekstremitede görülür.
Birçok çalışmada ayak bileği burkulması sonrası yeniden yaralanma oranı yüzde 70’e kadar bildirilmektedir.
En sık görülenler:
Aşırı yüklenmeye bağlı gelişir.
Yaralanmalar çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Bilimsel literatür risk faktörlerini üç grupta alır:
Spor yaralanmalarında tanı, klinik muayene ve ileri görüntüleme yöntemleriyle konur. Bu yöntemler:
ACL tanısında MRI’nın doğruluk oranı yüzde 95’in üzerindedir.
Tedavi üç basamakta ele alınır. Bunlar:
* ACL, menisküs, tendon rüptürü ve ileri seviye kırıklarda cerrahi uygulanır.
Bilimsel çalışmalara göre erken dönemde yük vererek yapılan rehabilitasyon programı kas kaybını yüzde 40 oranında azaltmaktadır (Kim ve ark., 2022) Ön çapraz bağ yaralanması sonrası süreç:
Sporcuların spora dönmeden önce aşağıdaki kriterleri sağlanması gerekir:
Erken dönüş, yeniden yaralanma riskini 2,5 kat yükseltir.
Spor yaralanmalarının psikolojik sonuçları çok önemlidir. Literatüre göre depresyon oranının yüzde 15–35 arasında bildirilmiştir. En sık gözlenen duygusal tepkiler:
Literatüre göre doğru antrenman, uygun teknik ve nöromüsküler eğitimle spor yaralanmalarının yüzde 50’ye (WHO, 2022) kadarı önlenebilir.
Öneriler:
Spor yaralanmaları, spor performansı ve spor yaşamı üzerinde belirgin etkiler oluşturan önemli bir sağlık problemidir. Bu yaralanmaların büyük bölümü doğru teknik uygulamalar, bilimsel antrenman programları ve uygun koruyucu önlemler ile önlenebilir. Güncel rehabilitasyon yaklaşımları yaralanma sonrası spora dönüş süresini kısaltmakta, ancak en etkili yaklaşım yaralanmayı önlemektir.
Futbol, dünyada en yoğun şekilde sakatlık görülen spor branşlarından biridir. Özellikle profesyonel futbolcular haftalık maç yükü, yüksek şiddetli antrenmanlar ve tekrarlayıcı sprintler nedeniyle yüksek yaralanma riski altındadır. Yapılan araştırmalarda futbolcularda yaralanma oranı yaklaşık 7/1000 saat olarak rapor edilmiştir. Bu oran amatör sporcularda daha düşük olmakla birlikte profesyonel sporcularda sezon başı dönemlerinde daha yüksek olduğu bildirilmiştir.
Futbolda en sık görülen yaralanmalar arasında hamstring kas yaralanmaları, adduktor kas yaralanmaları, ayak bileği burkulmaları, menisküs lezyonları ve ön çapraz bağ yaralanmaları yer almaktadır. Özellikle hamstring yırtıkları sprint sırasında ortaya çıkmakta ve tekrar etme oranı oldukça yüksektir. Literatürde bu tekrar oranı yüzde 30 civarında belirtilmiştir.
Futbolda ACL yaralanmaları çoğu zaman ani yön değişikliği, ani durma, sıçrama sonrası yanlış iniş ve temas olmadan gelişmektedir. Kadın futbolcularda ACL riski erkeklere göre yaklaşık 4 kat yüksektir. Nedeni hormonal, anatomik ve nöromusküler etmenlerle ilişkilidir. Futbolda yaralanmaların önlenmesi için uygun ısınma, propriosepsiyon çalışmaları, hamstring güçlendirme programları, kas dengesini sağlayan antrenmanlar, denge çalışmaları ve yüklenmenin doğru planlanması önemlidir.
Basketboldaki yaralanmalar genellikle alt ekstremite bölgelerinde yoğunlaşır. Bunun sebebi basketbolun ani yön değiştirme, sıçrama, yere iniş ve rakiple fiziksel temas içeren yapısıdır. Araştırmalara göre basketbolda ayak bileği burkulmalarının tüm yaralanmalar içindeki oranı yaklaşık yüzde 40 civarındadır.
Basketbolcularda en sık görülen yaralanmalar; ayak bileği burkulmaları, menisküs yaralanmaları, ACL yaralanmaları, aşırı yüklenmeye bağlı tendinitler ve omuz çıkıklarıdır. Basketbolda sıçrama sonrası yere iniş sırasında yanlış mekanik ve yetersiz denge kontrolü yaralanma ihtimalini artırmaktadır.
Basketbolda ayak bileği burkulması yaşayan sporcularda yeniden yaralanma riski oldukça yüksektir. Bu tekrarın yüzde 70’e kadar ulaşabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle rehabilitasyon döneminde proprioseptif eğitim büyük önem taşımaktadır.
Önleyici faktörler arasında uygun ayakkabı seçimi, denge eğitimi, kuvvet antrenmanları, teknik çalışma ve sahaya uyum sağlayan zeminin seçilmesi yer almaktadır.
Voleybolda yaralanmalar çoğunlukla üst ekstremite bölgesinde görülür. Bunun nedeni servis, smaç ve blok hareketlerinde omuzun yoğun kullanılmasıdır. Voleybolda en sık karşılaşılan yaralanmalar arasında omuz tendiniti, rotator cuff problemleri, supraspinatus tendiniti ve ayak bileği burkulmaları yer almaktadır.
Voleybolda omuz üzerine binen aşırı yük, özellikle tekrarlayıcı smaç ve servis hareketleri sonucu tendon yapısında zedelenmelere yol açmaktadır. Sporcularda kariyer boyunca omuz problemi yaşama oranı yaklaşık yüzde 50 civarındadır.
Atletizm, hız, sıçrama ve dayanıklılık özelliklerini gerektiren geniş kapsamlı bir spor dalıdır. Yaralanmalar genellikle alt ekstremite ve aşırı yüklenmeye bağlı olarak gelişmektedir. Atletizmde en sık karşılaşılan yaralanmalar arasında hamstring gerilmesi, aşil tendiniti, tibial stres kırığı ve plantar fasiit yer almaktadır. Aşırı yüklenmeye bağlı stres kırıkları özellikle koşucu sporcularda sık görülmektedir. Literatürde uzun mesafe koşan sporcularda stres kırığı oranı yüzde 20 olarak bildirilmiştir.”
Teniste en sık görülen yaralanmalar üst ekstremite yapılarında görülür. Raket hareketinin tekrarlayıcı olması, kas dengesizliği ve yüksek hız nedeniyle dirsek tendon yapıları zedelenmektedir. Tenisçi dirseği bu branşın en karakteristik yaralanmasıdır. Ayrıca tenis sporunda servis hareketinin tek yönlü yapılması nedeniyle rotator cuff kaslarında aşırı yüklenme meydana gelmektedir.
Yüzmede özellikle omuz çevresi tendon yapılarının yük altında olması nedeniyle omuz impingement sendromu ve rotator cuff yaralanmaları sık görülür. Serbest stil ve kelebek tekniği omuz yapısı üzerinde daha fazla yük oluşturmaktadır. Yüzmede ayrıca bel ağrısı, boyun zorlanmaları ve kalça kas zorlanmaları da görülebilir.
Her spor branşı kendisine özgü farklı yaralanma türleri barındırır. Branşın yapısı, hareketin tekrar sayısı, temas seviyesi ve teknik düzey yaralanma riskini artırmaktadır. Uygun antrenman, iyi ısınma, kas kuvvet dengesinin sağlanması ve doğru rehabilitasyon uygulamaları spor yaralanmalarını büyük ölçüde azaltmaktadır.
Güncelleme Tarihi:2026-01-16 14:45:45
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.