Yoğun bakım hastasının tedavi süreci, çok disiplinli bir ekip çalışması gerektirmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki hastanelerde öncelikli olarak solunum rehabilitasyon yaklaşımları olmak üzere fizyoterapi yaklaşımları, yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören hastaların yönetiminin vazgeçilmez bir parçasıdır.
Yoğun bakımda fizyoterapinin amacı, yoğun bakım tedavisi gören hastada olası bozuklukları, tıbbi komplikasyonları ve riskleri önlemek ve fonksiyonel kayıpları geri kazandırmaktır.
Mekanik ventilasyon uygulanan hastalarda yaygın görülen kas kuvvet kaybı, immobilite ve kondisyonsuzluk gibi problemlerin giderilmesi yoğun bakım fizyoterapistinin hedefleri arasındadır.
Fizyoterapi, yoğun bakım hastaları için hayati bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Fizyoterapi, uzun süreli yatak istirahati ve mekanik ventilasyonun olumsuz sonuçlarını önlemekte ve hafifletmektedir. Kanıtlar, erken fizyoterapi müdahalesinin daha hızlı iyileşmeye ve daha erken taburculuğa katkı sağladığını desteklemektedir.
Fizyoterapistin yoğun bakım ünitesinde uygulayacağı tedaviyi ve tedavi hedeflerini belirlemeden önce hastasının ihtiyaçlarını belirleyebilmesi gerekir. Yoğun bakım fizyoterapisti, fazlaca objektif bilgiyi hızlı bir şekilde entegre edebilmeli, yorumlayabilmeli ve fizyoterapi reçetesi için temel oluşturacak şekilde bütünleştirebilmelidir.
Çok miktarda çoklu organ sistemi verisinin entegrasyonu, yoğun bakım ünitesi fizyoterapi uygulamasında ve hastaya özel fizyoterapi reçetesinde belki de en önemli beceridir. Yoğun bakım hastasının durumu hızla değişebilir; fizyoterapist en iyi tedavi yanıtını elde etmek için bunun bilincinde olmalıdır.
Fizyoterapinin hedefi sıklıkla pnömoni veya eklem kontraktürleri gibi sekonder olumsuz durumların önlenmesi, bilincin ve duyusal algının iyileştirilmesi ve kasın güçlendirilmesine odaklanır. Ancak genel amaç, hastanın öz bakım açısından mümkün olan en yüksek hareketlilik ve bağımsızlık derecesine ulaşmaktır. Yoğun bakım ünitesindeki fizyoterapi reçetesi, hedefe özgü bir şekilde dikkatlice belirlenir.
Tedavi protokolleri her vakada farklıdır ve sık değişir. Fizyoterapi sıklığı, hastaya özel tedavi hedeflerine bağlıdır. Tedavinin ilerleyişi, hastanın iş birliğine ve toleransına bağlıdır. Kritik hastalarda fizyoterapi değerlendirmesi tıbbi tanıya bağlı olmaksızın fizyolojik ve fonksiyonel düzeydeki eksikliklere yöneliktir. Solunum problemlerinin, kondisyon kayıplarının ve ilgili sorunların doğru ve geçerli bir şekilde değerlendirilmesi fizyoterapistler için büyük önem taşımaktadır.
İlk değerlendirme, hastanın bilinci açıksa tıbbi kayıtlara ve hasta öyküsüne, hastanın ventilatörde veya bilinci kapalı olması durumunda ise, refakatçisine dayanmalıdır. Sistem bazında değerlendirme yapılmalıdır (Örneğin, nörolojik hastalık tanısı varsa refleksler, kalp-damar sistemine ait problemler varsa fonksiyonel kapasite vb.).
Yoğun bakım hastasında, fizyoterapi sürecinde ağrı, deliryum ve ajitasyon varlığının değerlendirilmesi gerekir. Uluslararası Ağrı Araştırmaları Derneği (IASP) ağrıyı; gerçek veya potansiyel doku hasarıyla ilişkili, hoş olmayan duyusal ve duygusal bir deneyim olarak tanımlamıştır. Ağrı, fizyoterapistin temel değerlendirmeleri arasındadır. Yoğun bakım hastaları genellikle ilaç veya hastalık süreçleri nedeniyle sedatize edilir ve sıklıkla mekanik ventilasyona bağlıdırlar. Bu nedenle hastaların ağrıyı güvenilir bir şekilde bildirme yetenekleri sınırlıdır. Yoğun bakım ünitesinde ağrının değerlendirilmesi için davranış ve fizyolojik ölçümleri kullanan ölçekler kullanılmaktadır.
Deliryum, odaklanma, dikkati sürdürme veya değiştirme yeteneğinin azalmasıyla oluşan bilinç bozukluğu olarak tanımlanır. Ajitasyon ise, uygunsuz davranışlar ve eylemler üzerindeki öz denetimin kaybı ile ifade edilen, motor ve zihinsel aktivitede artışla karakterize bir zihinsel bozukluk olarak tanımlanmaktadır.
Deliryum ve ajitasyon varlığı konusunda fizyoterapistin bilgisi olması gereklidir. Fizyoterapi müdahaleleri yönünden ağrı, deliryum ve ajitasyon varlığı hastanın tedavideki iş birliğini olumsuz etkilemektedir ve fizyoterapi uygulamalarının değiştirilmesini gerektirebilir.
Yoğun bakım ünitelerinde minimum yanıt veren yetişkin hastaların iletişimsel yeterliliğin değerlendirilmesi ayrı bir önem taşır. Ventilatör kullanımı, sürekli ilaç verilmesi ve motor, fizyolojik ve/veya duyusal işlevlerin kaybı yoğun bakım hastasının iletişim yeteneğini bozabilir. Böyle bir hastada fizyoterapi programının daha verimli ve etkin yürütülebilmesi için fizyoterapistin hastanın bilinç, kognisyon, duyusal yetenek dediğimiz işitsel ve görsel keskinlik, pozisyonlama ve motor yetenek, konuşma ve okuma-yazma durumu hakkında bilgi edinmeye ihtiyacı vardır.
Bilinç; hastanın uyanıklık ve oryantasyon yeteneğinin bilinmesi önemlidir; hastanın gözlerini açık tutabilme yeteneği (Bunu yapabildiği süre de önemlidir) ve zaman/mekan oryantasyonunun gözlemlenmesi fikir vermektedir.
Kognisyon; görsel ipuçları kullanılarak basitçe fikir değerlendirilebilir. Klinisyenler nesneler, semboller veya resimler kullanarak hastaların kolay yanıt verip veremediğini belirleyebilirler.
İşitme ve görme kaybı varlığı; hastanın önceki hikayesi ve yakınlarından öğrenilebilir. Bu duyuların kaybında tedavide gerekli önlemler alınmalıdır. Pozisyonlama ve motor yetenek; hastanın gelebileceği veya tolere edebileceği farklı pozisyonlar değerlendirilmelidir.
Motor değerlendirme kapsamında; hastada mobilite, yüz ifadesi ve nörolojik bozukluk varlığı dikkate alınır. Temel kaba motor beceriler ve ince motor beceriler değerlendirilir.
Sonuç olarak yoğun bakımda yatan bir hasta bütüncül olarak değerlendirilmektedir. Hastadan hastaya değişen farklı değerlendirmeler de gerekebilmektedir. Yoğun bakım fizyoterapisti her hastayı kapsamlı ve objektif yöntemlerle değerlendirmektedir. Değerlendirmeler aynı gün içinde ve/veya her gün yinelenebilmektedir, ölçüm sonuçları kaydedilmektedir. İyi bir değerlendirme başarılı bir yoğun bakım rehabilitasyon sürecinin anahtarıdır.
Güncelleme Tarihi:2025-11-25 14:57:18
**İçeriklerimiz hastane hekimlerimiz tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için lütfen doktorunuza danışın.